Öztürk Yılmaz ne yapmak istiyor. Bu tartışma durup dururken niye çıktı. Yılmaz CHP’yi köşeye sıkıştırıp boğmak mı istiyor, ya da CHP’yi fabrika ayarlarına yani tek parti günlerine geri dönmeye mi zorluyor. Veya, Kılıçdaroğlu Arapça Ezana “evet” derken CHP’yi köklerinden kopartıp, seçim kazanmaya yönelik popülist bir politikaya mı savuruyor. Yoksa Kılıçdaroğlu CHP’yi ayakta tutmak, yaşatmak için elindeki son kozları mı kullanıyor. CHP’lilere bir öneri, Ezan, Arapça mı, Türkçe mi okunmalı tartışmasını bırakın, yasaklayın bitsin. Minareleri de yıkarsak, bu iş hallolur. Namazı da kaldırın, Camiler Halkevi olsun. Kur’an-ı Kerim’deki ahkam ayetlerini de çıkarıp yerine Nutuk’tan parçalar ekleyelim oldu olacak. (Olmaz olmaz demeyin, olmaz olmaz. Ne demek istediğimi merak ediyorsanız Osman Nuri Çerman’ın dinde Reform Projesine bir göz atın isterseniz.)

Ya da her iki politikacı da ne yapacaklarını bilmediklerinden mi böyle davranıyorlar.

Bir ihtimal daha var, hangi yola saparsanız sapın, CHP bölünecek.

Sanki AK Parti de bir ayak oyunu ile Mustafa Kemal’i CHP’nin elinden almaya mı çalışıyor. Kılıçdaroğlu “Atatürkçü Müslüman”a oynarken, AK Parti, “Müslüman Atatürkçü”ye oynuyor sanki. Bana kalırsa bu iki yaklaşım da oportünizme kayan bir pragmatizmden başka bir şey değil..

Ben diyorum, CHP adını “Cumhuriyet Halk Partisi”nden “CumhuriyetÇİ Halk Partisi”ne çevirsin, İş Bankası’ndan elini çeksin ve Anayasadaki, şu değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen yasaların değiştirilmesine, Anayasanın başlangıç maddesinin değiştirilmesine, “And” metninin değiştirilmesine karşı çıkmasın, o zaman “normal”leşme yönünde ileri doğru bir adım atmış olur.

Devamını Oku