Selamunaleyküm

Hamdımız lütuf ve merhametiyle esirgeyen Allah Azze ve Celle’yedir,salavatımız bizlere örnek ve rehber olan Rasulullah’a, aline, ashabına ve kıyamete kadar bu davayı yüklenenlerin üzerine olsun.

Allah, dünya hayatının daha yaşanabilir olması ve insanların kalite olarak üst seviyelere talip olması açısından ahiret hayatını bize tanıtmış ve buna paralel ahirete imanı dinde şart koşmuştur. Bu aklende zaruridir, zira hayatının her döneminde hayırlı bir insan olmaya çalışanla hayırda muradı olmayıp,fesad yayan ve hayatına  zulüm bulaştıranların birbirinden ayrılması hasebiyle ahiretin varlığı adaletin bir gereğidir.

Ahirete iman;  maddeye bakış açımızı,tavırlarımızı,tepkilerimizi hülasa duruşumuzu kuşatan bir iman esası olmazsa, hesapsız bir yaşantı oluştururuz kendimize bu da hem kendi nefsimiz hem de yeryüzü için bir fesad olmaya yeter.Allah, ahirete imanın ete kemiğe bürünüp tercihlermize etki etmesini istiyor, kararlarımıza etki etmeyen ahirete iman anlayışını Kur’an’da sık sık tenkit ediyor.Kur’an’ı Hakim’de ‘’Onlar tekrardan dirileceklerini zannetmiyorlar mı’’ (Mutaffifin 4) bu aslında tartıda adil olmayan bir halka ahirete iman etmelerine rağmen yöneltilen bir istifhamdır.Çünkü Allah hayata etki etmeyen,hayatı dönüştürmeyen bir ahiret anlayışını hep yok saymıştır.Ahirete yakin  imanla bağlanan bir nesil, dünyayı kuşatmaya sahip erdem,fazilet,ahlak ve örnekliği barındırır kendi üzerinde.Diri bir hafıza ile yaşayan bu nesil aslında en basit meselelerde bile ahirete iman esası üzerine karar alır.Böyle bir nesli ahirete imanla saadeti asırlarına taşıyan sahabe devrinde görüyoruz,onların Rab’lerinin kendilerinden razı olduğu bir topluluk olmaları ahireti hesaplarına katmalarıyla oldu.

Allah (a.c.) insanlığı yarattığı günden insanlığın son bulacağı ana kadar ‘’imtahan’’ edeceğini söylüyor bizlere, ‘’Her nefis ölümü tadacaktır.Sizi bir imtihan olarak şerle de hayırla da deneyeceğiz.Sonra da hepiniz bize döndürüleceksiniz.’’(Enbiya 35) ve bu imtihanların çok yönlü olacağını bildiriyor ‘’Şüphesiz biz sizi biraz korku,biraz açlık,biraz da mallardan canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz.Müjdele o sabredenleri’’(Bakara 155) aynı zamanda bu imtihanların hikmetlerinden birinin de, iyi ile kötünün arasının ayrılması olduğunu aktarıyor bizlere ‘’Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir.Elbette Allah doğruları ortaya çıkaracak,yalancıları da ortaya koyacaktır.’’(Ankebut 3), sergileyeceğimiz duruşun ahretimizin akıbetini belirleyeceğini aktarıyor bizlere ‘’Oysa Allah,sizi bununla (sözlerinizi yerine getirme konusunda) imtihan ediyor.Ve kıyamet günü, hakkında ihtilaf etmiş olduğunuz şeyi mutlaka size açıklayacaktır.(Nahl 92) ila ahir…Görüyoruz ki imtihanlarımızda ki duruşumuzu ancak Ahiretin varlığına yakin bir bağlılıkla netleştirmiş oluruz.Sağlam bir şahitlik istiyor Allah bizden bu şahitliğimiz neye mal olursa olsun, bizden ahirette her şeyin tek tek döküleceğini bilmemizi istiyor. O gün öyle bir gündür ki takdim ettiklerimizden ve tehir ettiklerimizden eksiksiz sorulacağız.

Hz.Ebubekir’e malının hepsini infak ettiren yine ahirete imandır,çünkü o  ruz-i mahşerde karşılığını fazlasıyla alacağını biliyordu ve bu bilgi onda ayne-l yakindi.İnanıyorum ki Hz.Ebubekir gibi bilginin imana,imanın amele yansıması kurtuluş yolumuz olur.Zira bu bilgiye imanın zihnimizdeki yeri zayıf ise biz nefsimiz ve neslimiz için faydasız bir birey oluruz hatta  bir fitne bile olabiliriz. İmar yerine tahribat, inşa yerine tahrifat zahir olur. Bir de şeytan amelleri süslü gösterirse maazallah…

Ahirete yakin iman eden bir mü’min saflığı simgeleyen yağmur tanelerinin çiçeklere can verdiği gibi hayat verir çevresine,o depremlerle yıkılmayan dağlar gibidir,onun elinden dilinden emindir insanlar,umuda kanat çırpan göçmen kuşları gibi yaklaşır insanlar bu yakin imanı taşıyanlara.Bu iman sahibi insan izzeti,hesabı,umudu,kurtuluşu Rabbiyle buluşacağı gün olarak belirlediği için dik duruşlu olmalıdır, elif misali ne eğilip ne bükülmelidir.Onun Ahirete imanı tıpkı toprak misali gibidir, toprak ezildikçe sertleşir, bu mü’min de imtihanlardan geçtikçe imanı artar ve istikamet üzere olur,çünkü o kalbinde Muhammedi tohumları yetiştirmeye talip olmuş,hamken pişen piştikçe olgunlaşan meyveler gibi, toprağı yaran filizlerin dirayeti gibi…Böyle bir kulun imanı,ameli,tövbesi,tercihleri,yönelimleri ancak ahiret endeksli olursa bir değer bulur,çünkü Allah Kitabı Hakim’de Allah’a imanla ahirete imanı bir zikretmiştir.

Rabbim bizleri muhafaza eyle,yakin bir bağlılıkla ahirete iman eden ve bu imanını hayra döken bir nesil eyle,bizlere dirayet,metanet,emniyet ver, bizlere olgun bir bilinç bahşet ki yeryüzünde eğrilikler yakin bir iman taşıyanların  eliyle yok olsun…Allahumme amin.