“Şehitler ölmez, vatan bölünmez.” Bu 15 Temmuz, hepimizin ağzında slogan olmuş bu sözleri ve davranışlarımızı düşündüm.  

Bunu düşünmeme neden olan şey hayatıma giren Nihal Olçok oldu. Nisan ayında tanıştığım bu kadın derinliğiyle, zekâsıyla, açık sözlülüğüyle, asi ruhuyla hatta biraz da çılgınlığıyla beni çok etkiledi.  O gün kendisinden 15 Temmuz için söyleşi sözü almıştım. Sağ olsun tüm çekincelerine rağmen sözünü tuttu.  Bundan böyle sohbet etmek için görüşeceğim insanlardan biri olacak Nihal Hanım.

Ölüm her insanda farklı izler bırakır. Hele gidenin hayatınızdaki etki alanı büyükse. Nihal Hanım acısını o kadar zarif, o kadar insanca yaşıyor ki, hayran olmamak mümkün değil. Ne acısını gözünüze sokuyor ne de başka acılar için “bana ne” diyor.

Bir gün nasıl bir anne olduğunu iki oğlundan dinlemeyi çok arzu ederim.

Nihal Hanım, sevdiği adamı ve canından bir parçasını 15 Temmuz’da kaybetmiş bir kadın.  Bir şehit annesi.

Aslında Nihal Hanım tek değil, onun gibi başka şehit yakınları da var. Nihal Olçok’u  diğer şehit annelerinden ayıran özelliği sosyal medyada aktif olması. Düşündüğü, sorguladığı şeyleri paylaşması…

Toplum olarak çizilmiş bir şehit yakını veya gazi profili var. Bu profile uyum gösteremediğiniz takdirde sıkıntı oluyor. Ruhunuzun asi olmasını, yaşadıklarınızla gördükleriniz arasındaki tezatlara isyan etme gibi sebepleri kabul etmiyor, toplumca şehide “mekânın cennet olsun” deyip, geride kalana hayatı zindan edebiliyoruz.

 Ne enteresandır ki “Şehitler ölmez” diye boğazı yırtılıncaya kadar bağıranlar -ki bir acı yaşamamış olanlar- ölmeyen şehit yakınına her türlü hakareti yapma hakkı görüyor kendinde. Nihal Hanım bir şehit annesi diye siyasetten, gündemden konuşamayacak mı? Hakikaten bu mu adil bakış açımız?

Konuşan bir anneyi susturmaya çalışmak yerine neden kendimiz susmayı denemiyoruz ki?  Konuşamayana (ölene) duyduğumuz saygıyı konuşana (yaşayana) duymadığımız müddetçe nasıl büyük Türkiye olabiliriz ki?

Çoğu zaman şehitlerin ölmediğini sadece sustuklarını da unutuyoruz. Mesela Abdullah Tayyip yaşasaydı annesine yapılan hakaretlere sessiz kalır mıydı?

Allah aşkına bırakalım herkes acısını istediği gibi yaşasın.  Hangimizin canı Abdullah Tayyip için annesinden fazla yanabilir ki?

“Şehide layık bir anne ol” sözleri kadar can yakan başka bir söz bilmiyorum ben.

Şehide saygımız böyle olmamalı.

Özgür bir Türkiye için canını verenlerin geride bıraktıkları özgür olamayacaksa ne anlamı var özgürlük mücadelesinin?

Ayşe Baykal