“Türkiye’ye hangi ülkeden gelen, dönen bir kişinin jetlag olması beklenmez?” 
6 yıl önce “Kim Milyoner Olmak İster” yarışmasında 7.500 lira kazandıran soruydu. Sunucu Kenan Işık, Padişah Abdülhamit’in torunu Nilhan Osmanoğlu’na sordu. Norveç’in, Japonya’dan ve ABD’den daha yakın olduğunu izleyici jokeriyle buldu. 
Yarışmaya başvurduğunda hamileydi. “Kabul” telefonu gelince havalara uçtu. “Ders çalışmam lazım” diyerek oturup hazırlandı. Programa eşi ve kız kardeşiyle geldi. O dönem başı açıktı. Tesettür kıyafetleri de yoktu. Ticaretle uğraşan eşi; arkadaş çevresinde tanıştıklarını, bir yıl flört ettiklerini anlatıyordu. 
Abdülhamit’in torunu, mesleği sorulduğunda “reklam yazarıyım” dedi. Doğumdan sonra işini bırakmıştı. 
Kenan Işık’ın “Bir dönem Osmanlı’ya karşı ilgisizdik, şimdi nedense artmaya başladı” pasını anlamamış olacak ki “Dizilerden dolayı olsa gerek” diyerek yanıt verdi. 
Yarışmaya gelmeden önce İlber Ortaylı’yı telefon joker hakkında kullanmak için aramıştı. Ortaylı kibarca reddetmişti. Aslında John Lennon’un Beatles üyesi olduğunu bilse telefon jokerine de gerek kalmayacaktı. 

O dönem Atatürk bir Osmanlı paşası. Osmanlı’nın iyisiyle kötüsüyle her şeyini benimsediğimiz için ona karşı bir kinimiz yok” diyordu. “O zaman öyle gerekiyormuş demek ki. Şu yanlış yapılmış, bu doğru yapılmış demek şimdidoğru değil” ifadeleriyle devam ediyordu. “Sultan Vahdettin dahi Atatürk hakkında tek kötü kelime söyletmemişken bizim haddimize değil” diyerek haddini biliyordu.

Osmanlı pazarlamacılığı 
60 bin lirayı alarak yarışmadan çekildi. Neden devam etmedi? Yanıtı basit: Parası yoktu. 
“Eğer kenarda 60 bin liram olsaydı yarışmaya devam ederdim. Riske edebileceğim bir para değildi, çekilmek durumunda kaldım” sözleriyle anlattı ekonomik durumunu. 
Parayı aldı, aklından geçen iş için sermaye yaptı: Osmanlı pazarlamacılığı. 
Kenan Işık ona “prenses” dediğinde, “sultan” diye düzeltmişti. 
“Nilhan Sultan” adıyla marka oldu. Osmanlı tuğralı başörtüsü ve şalla başladı. Ardından işi büyüttü. “Kahvemi Abdülhamit Han fincanında içeyim” mi dediniz? 120 liralık Türk kahvesi fincanı sizi bekliyor. Metrobüste I. Abdülmecid gibi kokayım” mı dediniz? “I. Abdülmecid parfümü” şu aralar 198 liraya indirime girdi. Eşofman takımının üstüne bir “Mecidiye nişanı takayım” mı dediniz? Şu sıralar 1.619 liradan satılıyor. 
“Osmanlı modası”nın nedenini anlayamamış, “dizilerden” demişti ya... 
Nilhan Hanım onu da es geçmedi. Hangi Osmanlı dizisi çıksa ürünleri anında satışta. Şu aralar “Kafama Diriliş Ertuğrul börkü giyeyim” derseniz 100 liraya bu iş tamam. Ürünlerin kalitesini ise biz söylemeyelim. “Müşteri şikâyetleri”ni okursanız fason üretimin saray işçiliği ile yarışamadığını anlarsınız. 
Cumhuriyet tartışıldıkça Osmanlıcılık palazlanıyordu. Osmanlı pazarı büyüdükçe Nilhan Sultan cebini dolduruyordu. Öyle büyüdü ki, yüz binlerce liraya bayilik dağıtmaya başladı. Tahtakale’de görünen her eşyanın Osmanlı armalısını satan Osmanoğlu, 2016’da CHP’li Şinasi Öktem’den kiraladığı Çengelköy’deki köşkü şirketinin merkezi yaptı. “Nilhan Sultan Köşkü” adını verdiği yerin bir bölümünü kafeye çevirdi.

Parasıyla Cumhuriyete küfür toplantıları
Tuğralı yüzük ya da armalı kolye satarak zenginleşmek Nilhan Hanım’a yetmedi. Osmanlıcılık hülyalarını anlatan kitaplar yazıp satmaya, provokatif konuşmalar yapmaya başladı. Tesettüre girdi. Bir zamanki “bir şey diyemem”sözleri, yerini “monarşi isterim”e bıraktı. Referandumda “evet” videolarını, “dedemin mallarını isterim” takip etti. 
Malum, şu günlerde İsmet İnönü’ye ettiği hakaretleri konuşuyoruz. Meğer Nilhan Hanım, bu işleri de ticarete çevirmiş. 
Organizasyonlarda yer alan bir isimle konuştum. İşleyişi anlattı.
Muhafazakâr bir belediye, Abdülhamit toplantısı düzenlemek istiyorsa aklına nedense profesörler değil, Nilhan Hanım geliyor. Telefonu “Sizi birazdan asistanım arayacak” diyerek kapatıyor. Nilhan Hanım’ın asistanı, birkaç dakika sonra hesap numarası ve yüklü bir ücret teklif ediyor. Parasını yatırırsanız geliyor. Cumhuriyet kurucularına hakaret ediyor, alkış alıyor. Ödemesini yapmazsanız “bedavaya dede anlatılmaz” tarifesine takılıyorsunuz. 
Öyle ya, İnönü’ye hakaret edilen toplantı Almanya’nın Duisburg şehrinde yapılmıştı. Osmanlıcı teşkilatın düzenlediği toplantının biletleri 5 Avro’ydu. Yetmemiş olacak ki sponsorlar da vardı. Umarım, THY’nin adı salondayanlışlıkla duyurulmuştur. Umarım, 1933 yılında kurulan THY, mayasındaemeği olan Cumhuriyet liderlerine küfür etsin diye Nilhan Osmanoğlu’na kamunun parasını ödemiyordur. 

Devamını Oku