Ali Erbaş’ın  Yenişafak gazetesindeki yazısı…

Önce başlığı izahla başlayalım yazımıza. Allah Teala Kur'an'da bin aydan hayırlı olduğunu bildiriyor Kadir gecesinin. Bin ay yaklaşık seksen yıl, seksen yıl ise bir ömürdür. Bunun için Kadir gecesinde yapılan ibadet ve taatler seksen yıllık bir ömür boyunca yapılanlara bedeldir. Gün olarak hesaplarsak 30.000 güne bedeldir. Kesretten kinaye olduğunu düşünsek bile bu geceyi hakkıyla değerlendirebilen en az 30.000 geceyi değerlendirmiş sayılabilmektedir. Büyük bir umut kapısı aralanıyor umutsuzluğa kapılmak üzere olanlara, Allah'ın rahmetinin bolluğu, genişliği hatırlatılıyor.

Önemli bir ayrıcalıktır bu durum Kadir gecesi için. Zira ne Kur'an'da ne Sünnet'te diğer mübarek gün ve gecelerle ilgili böyle bir tanımlama yapılmamaktadır. Hatta İslam'ın dışındaki inançlarda da fazilet ve kıymeti bu kadar büyük, derecesi bu kadar yüksek bir zaman diliminden bahsedilmez. Bu ne muhteşem bir fırsattır ve bu fırsatı değerlendirebilenler için ne büyük bir müjdedir. Sûre, konu bütünlüğü açısından da ilginçtir, farklı konulara geçmeden sadece Kadir gecesini ve onun özelliklerini anlatmaktadır. Nedir bu gecenin kadr u kıymetini yücelten, Kur'an penceresinden bakarak izah etmeye çalışalım:

“Şüphesiz Biz onu (Kur'ân'ı) kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir” (Kadr, 1-5).

Bakara 185. ayetten hareketle Kadir gecesinin ramazan içerisinde bir gece olduğu kesindir, ancak ramazanın hangi gecesine rastladığı Kur'an'da bildirilmemektedir. Yani Kur'an'ın Peygamberimizin kalbine indirilmeye başlandığı gecedir ki, ilk geldiği rivayet edilen Alak suresinin ilk ayetleriyle bu gecede inmeye başlamıştır Kur'an. Kimi rivayetlerde Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilir, kimi rivayetlerde ramazanın 21. gecesi olduğu belirtilir, belki de rivayetlerin en kuvvetlisi ramazanın 27. gecesine işaret ettiği için İslam dünyasında asırlardan beri 27. gece Kadir gecesi olarak idrak edilmektedir.

“Kadir, kelime olarak planlama, idare etme, değer ve makam anlamlarına gelmekedir. Yani kulların hayatlarında yüce Allah'ın planlamasını ve iradesini bundan daha iyi gösteren bir başka olay yoktur. Bu gece, Kur'an'ın inanç sistemini ve yeryüzüne ve vicdanlara yaydığı terbiyeyi içermesi bakımından büyük bir gecedir. Zalimler, firavunlar, nemrutlar, Karunlar, hamanlar ve nesilleri tarafından dengesi bozulmuş dünyanın dengesini yeniden kurmak ve insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilen yüce Kur'an'ın indirilmeye başlamasından daha önemli bir olay düşünmek mümkün mü? İşte bunun için bu gece kadr u kıymeti, değeri yüksek bir gecedir, bu yüzden bin aydan hayırlıdır.

İşte bu yüzden ma'sûmiyetin sembol varlıkları melekler bile bu geceyi değerlendirerek feyiz ve bereketinden yararlanmak istiyorlar. Hem de nasıl değerlendirmek! “Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner” ayetiyle muhteşem bir manzarayı gözler önüne seriyor Kur'an. Allah Rasulü (sav) bir gün ashabı ile birlikte iken onlara “benim işittiğimi işitiyor musunuz?” diye sordu. Ashab, “bir şey işitmiyoruz” dediler. Bunun üzerine Allah Rasulü (sav) “ben göğün sesini işitiyorum, o göğün içinde hiçbir karış yer yoktur ki, orada secde eden ve kıyamda bulunan bir melek bulunmasın” dedi (Tirmizî, Zühd, 9). İşte secdeleriyle, rükularıyla, tesbih ve el-Beytü'l-Ma'mûr'u tavaflarıyla semaları ibadet yurdu haline getiren melekler (bkz., Ali Erbaş, Melekler Alemi, s. 207) Kadir gecesinde yeryüzünü de selam ve selamet yurdu yapmak için iniyor da iniyor. Esasında Kur'an burada insanlara, “meleklerle beraber olup ibadet, dua, tevbe ve istiğfarla günahlarınızdan arınarak melekler gibi tertemiz olmanız için bir fırsat var, gelin bu geceyi değerlendirin” diye çağrıda bulunuyor.

Bütün bunları dikkate alarak bin aydan hayırlı ve bir ömre bedel Kadir gecesinde ibadet, dua, tefekkür, tedebbür, tezekkür dolu saatler geçirmeliyiz. Mademki Kur'an bütün insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için bu gecede inmeye başladı, biz de onun ayetlerini öğrenerek, okuyarak, anlamaya çalışarak ve yaşantımızı Kur'an ve Sünnet merkezli yaşantı haline getirerek ruhlarımızı cilalamalıyız bu gece. Madem ki melekler kainatı selam ve selamete garketmek için sabaha kadar iner ve inmeye devam ederler, bizler de masumiyetin sembol varlıkları melekler gibi kendimizi kötülüklerden arındırmak için bir fırsat bilelim bu geceyi. Kendimizi, çocuklarımızı, ailemizi, komşularımızı, çevremizi Kadir gecesinin kadr u kıymetini bilmeleri noktasında uyaralım. Birbirimize ma'rûfu emir ve münkerden men etmek suretiyle toplumsal ikaz görevimizi yapalım.

Sûrenin son ayeti şöyle bitiyor: “O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir selamdır, esenliktir, kurtuluştur”. Mademki Kadir gecesi bir ömre bedeldir, öyleyse son nefesimize kadar selamı, esenliği, vicdan huzurunu, aile mutluluğunu, toplumsal barışı, kurtuluşu, ibadet ve güzel ahlakla bezenmiş bir hayatı vs. kendisinde barındıran bir ömre sahip olabilmenin provasını yapalım bu gece. Her Kadir gecesinde de kendimizi bu ölçülere göre test ederek Kur'an ve Sünnet merkezli bir hayata uyup uymadığı noktasında Müslümanlığımızın sağlamasını yapalım. Kadir gecenizi tebrik ediyorum.