Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Filistin Özel Raportörü Michael Lynk, uluslararası toplumun İsrail'in Filistin'i işgaline son vermesini öngören herhangi bir teklifi desteklemesi gerektiğini vurgulayarak, uluslararası hukuk çerçevesine ve insan haklarına uygun olmayan bir barış planının başarısız olacağı uyarısında bulundu.

Özel Raportör Lynk, Bahreyn'in başkenti Manama'da düzenlenen "Refah için Barış" başlıklı ekonomi çalıştayın ardından yaptığı yazılı açıklamada, isim vermeden ABD'nin İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda açıklaması beklenen "Yüzyılın Anlaşması" planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Lynk, "Uluslararası hukukun çerçevesi olmadan, ABD'den gelecek bir teklif de dahil olmak üzere, herhangi bir barış planı siyasi gerçekliğe çarpacaktır. Ortadoğu barışına yönelik önceki planların tamamı son 50 yılda başarısız oldu çünkü büyük ölçüde, İsrail ve Filistin arasında hak temelli bir yaklaşım konusunda ısrar etmediler." ifadelerini kullandı.

 

Uluslararası hukukun, insani koruma, insan hakları, eşitlik ve adelet ilkeleri üzerine kurulu olduğunun altını çizen Lynk, tüm bu değerlerin İsrail-Filistin çatışmasına yönelik yüzlerce BM kararında ifade edildiğini anımsattı.

Lynk, "Uluslararası toplum, İsrail’in Filistin’i işgaline son verilmesi için yapılan herhangi bir öneride ve İsrail-Filistin ihtilafının adil ve kalıcı bir şekilde çözümünde uluslararası hukuka ve insan haklarına bağlı kalmasında ısrar etmelidir. İsrail ve Filistin için yapılacak bir barış planı, uluslararası hukuk çerçevesi olmadan başarısız olacak." değerlendirmesinde bulundu.

"Barış sürecinin merkezinde altı temel ilke var"

 

Altı ilkenin özellikle barış sürecinin merkezinde olduğunu vurgulayan Lynk, bunları; insan hakları, kendi kaderini tayin etme, İsrail işgali, Yahudi yerleşimciler, Filistinli mülteciler ve güvenlik konuları olarak sıraladı.

Özel Raportör Lynk, İsraillilerin olduğu gibi Filistin halkının da uluslararası hukukta yer alan tüm bireysel ve kollektif insan haklarına sahip olduğunun altını çizerek, "Mevcut uluslararası konsensüs, Haziran 1967 sınırlarına dayanan, Doğu Kudüs'ün başkent olarak kabul edildiği, Batı Şeria ile Gazze arasında anlamlı bir ulaşım bağlantısının olduğu, uygulanabilir, bitişik ve tam bağımsız bir Filistin devletini temel alan iki devletli bir çözümü desteklemektedir." hatırlatmasında bulundu.

 

İsrail'in, 1967 ve 1980'de Doğu Kudüs'ü iki aşamada işgal ettiğini ve bu işgalin BM tarafından birçok kez yasadışı olarak kınandığını dile getiren Lynk, "Kudüs bilmecesiyle ilgili müzakereler, Doğu Kudüs'ün Filistin toprakları olduğunun kabul edilmesiyle başlamalıdır." teklifinde bulundu.

 

 

Lynk, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki 240 Yahudi yerleşim yerinin, "BM Güvenlik Konseyi'ne göre uluslararası hukukun çirkin bir ihlali" olduğunun altını çizdi ve Yahudi yerleşimcileri, sistematik insan hakları ihlallerinin birincil kaynağı olarak nitelendirdi.

Barış sürecinin merkezindeki altı ilkenin ABD'nin yakında açıklayacağı barış planının başarı olasılığını değerlendirmek için turnusol testi olduğunu yineleyen Lynk, bu ilkelerin gözardı edilmesi durumunda ABD planının da daha öncekilerle aynı kaderi yaşayarak başarısız olacağını vurguladı.

 

"Yüzyılın Anlaşması" planı kapsamındaki ilk organizasyon

 

ABD öncülüğünde ve Bahreyn'in ev sahipliğinde düzenlenen ve çarşamba günü sona eren "Refah için Barış" başlıklı ekonomi çalıştayının, ABD'nin İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda açıklaması beklenen "Yüzyılın Anlaşması" planı kapsamındaki ilk organizasyon olduğu ifade ediliyor.

 

Çalıştaya katılmayacağını açıklayan Filistin yönetimi, bölge ülkelerini de söz konusu çalıştayı boykota davet etmişti.

 

Filistin'in boykot çağrısına rağmen çalıştaya ev sahibi Bahreyn'in yanı sıra Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Fas katılmıştı. İsrailli yetkililer çalıştaya davet edilmezken, bu ülkeden iş insanları ve bazı gazeteciler ise toplantıya iştirak etmişti.