Genellikle meraktan ve “bir kereden bir şey olmaz” düşüncesiyle sosyal ortamlarda denenmesiyle başlanan “madde kullanımı” çoğu zaman bırakmayı deneme, bırakma ve tekrar başlama süreçleriyle devam ederek kronik bir hale gelebiliyor. Ülke genelinde yapılan istatistikler doğrultusunda alkol ile madde bağımlılığı yaşının çok düştüğü, sigaraya başlama yaşının 13 yaşın altına indiği belirtiliyor. Madde kullanımında erken tanı ve tedavi ise büyük önem taşıyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Bağımlılık Merkezi’nden Psikolog Sena Sivri bağımlılığın tedavisi mümkün olan kronik bir beyin rahatsızlığı olduğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle madde kullanımı ne kadar erken fark edilirse tedaviye o kadar erken başlanması ve sonuç alınması sağlanıyor. Dolayısıyla aileler çocuklarının madde kullandığını öğrendiklerinde toplumsal baskı sebebiyle bunu saklayıp kendi içlerinde çözmeye çalışma eğilimine girmemeli. Çocuklarıyla kuracakları sağlıklı bir iletişimle beraber onu zaman kaybetmeden tedaviye yönlendirmeliler” diyor. Erken tanı içinse öncelikle madde kullanımının habercisi olan belirtilerin bilinmesi gerekiyor. Psikolog Sena Sivri çocuğun madde bağımlısı olduğuna işaret eden belirtileri anlattı, önemli önerilerde bulundu.

En riskli dönem ergenlik!

Psikolog Sena Sivri ergenlik döneminin madde kullanımına başlanması açısından en riskli dönem olma özelliği taşıdığına işaret ediyor. Bunun nedeni ise ergenliğin oldukça zor, karmaşık ve çalkantılı bir dönem olması. Burada merak ve “bir kez denesem bir şey olmaz” düşüncesi hakim oluyor. Ergenler aynı zamanda sosyal ortamlarda kabul görme ve kendilerini kanıtlama, kabul ettirme isteğiyle de madde kullanımını deneyebiliyorlar. Bu dönemde kimlik çatışmalarını yoğun olarak yaşayan ergenler dürtüsel davranma eğiliminde oluyor, tehlikeli davranışlara girmekten kaçınmayabiliyorlar. Madde kullanımı da kendilerini ispat etmeye çalıştıkları bu dönemde çekinmedikleri riskli davranışlardan birini oluşturuyor.

Bu belirtiler madde kullanımı habercisi olabilir

Psikolog Sena Sivri madde kullanımına işaret eden belirtileri şöyle sıralıyor:

Arkadaş çevresinde değişiklik yapması ve bu yeni çevresiyle çok sık zaman geçirmesi.

Duygu durumunda ani değişimlerin olması; bazen çok neşeli bazen ise depresif, huysuz, öfkeli olması. Burada önemli olan ergenlik döneminin de ani duygu durum değişimlerinin gözlemlendiği bir dönem olduğunun unutulmaması.

Aile ilişkilerinden uzaklaşması, araya mesafe koyması ve iletişimini azaltması.

Evde tek kalma isteğinde artış olması, gittiği yerleri söylemekten kaçınması.

Talep ettiği ve harcadığı para miktarında artış olması.

Daha karamsar duygu ve düşüncelere sahip olması, geleceğe dair umutsuz olması.

Derslere ilgisinde ve başarısında düşüş gözlemlenmesi, okula devamsızlığının artması.

Arkadaş ilişkilerinde, sosyal uyumunda sorunlar ortaya çıkması.

İştahında ve uyku düzeninde değişimler gözlemlenmesi, ara ara kriz halinde yemek yemesi, bazen çok fazla uyuması, bazen ise uykusuzluk çekmesi.

Kıyafetlerine, saçına ve kişisel bakımına verdiği özenin azalması.

Kilo kaybı, gözlerde kızarıklık, iştahsızlık, bulantı ve kusma gibi fiziksel belirtilerin görülmesi.

Suçlamak yerine sağlıklı iletişim kurun

Çocuğunuzun madde kullandığından şüphelendiğinizde dikkatli ve duyarlı bir yaklaşım sergilemeniz çok önemli. Psikolog Sena Sivri madde kullanımına dair belirtilerin bir kısmının ergenlik dönemine ait özelliklerle benzer olduğuna işaret ederek sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle hemen sonuca varıp çocuğunuzu etiketlememeli, sorun her neyse çözümünde yanında olacağınızı hissettirerek konuşmaktan çekinmemelisiniz. Amaç çocuğunuzu etiketlemek ve yakalamak değil, yardımcı olmak olmalı. Aksi halde yardımcı olmaktan ziyade ilişki kopabiliyor ve daha kötü sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Sağlıklı kuracağınız iletişimle bu durumu sizinle paylaşmasını ve yardım alma yolunda adım atmasını sağlayabilirsiniz”