Kurbanlık İnsan başlığıyla yayınlanan yazıda şu ifadelere yer verildi.

 

Büyük kırmızı harflerle boyaları akıtıla akıtıla yazılmış iştahlı “Kurbanlıkbulunur” yazılarının dibinde, başına gelecekleri bilirmiş gibi tedirginlikle bekleşen hayvanların gerçekten neye kurban gittiğini düşünmesine izin vermeyen bir düzenin içinde... 
Kendi yağıyla kavrulmayı... 
Ve etliye sütlüye karışmadan... 
Sistemin doğrularını yanlışlarını fazla kurcalamadan... 
“Böyle gelmiş böyle gider” cümlesine tutuna tutuna... 
“Düzen bu, benim değiştirmeye gücüm nasıl yetsin” bahanesine dolana dolana... 
“Yapacak bir şey yok, inanca saygı duymak lazım” fikrini soylu bir felsefe sana sana...
Çağının gelmiş geçmiş en büyük ayıplarından birine daha göz yumacaksınız bir bayramda daha. 
Haydi kolaysa, şu bayram arifesinde, halkının yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğu varsayılan şu ülkede birisi çıksın da... 
“Kurban kesmek artık yasaklanmalı” desin. 
Ve dünya ayağa kalksın. 
“Bu pagan bir gelenektir ve insanlık bilincinin eski basamaklarında bambaşkabir değerdir” desin. 
İnanan inanmayan yığınla insan onu topa tutsun. 
“Yoksullara, muhtaçlara yardım etmenin bin bir başka yolu var. İnanç için kan akıtarak yapılan bir yardım sadece vahşiliktir” desin. 
Anında din düşmanı ilan edilsin. 
“İnsanlık, kurban ritüelinin hayatta bir karşılığı olan dönemlerde yaptığı bir sürü şeyi neredeyse yüz yıldır ‘insani’ gerekçelerle yapmıyor; aynı gerekçelerle dini bir bayramda hayvan da kesmemeli artık” desin. 
Linç edilsin. 
Kimse ayaklanmasın, kimse topa tutulmasın, kimse din düşmanı ilan edilmesin, kimse linç edilmesin diye... 
Bildiği, gördüğü, anladığı bir sürü gerçeği bilmezden, görmezden, anlamazdan gelmeyi konfor diye belleyen insanın tahammül ettiği, edebildiği şu düzende... 
Başına gelen ne varsa... Çoğunun müsebbibi kendi suskunluğudur. 
Gözünün önünde hayvanlar Tanrılara kurban edilmezler aslında. 
İnsanlık kurban edilir büyük bir ahlaksızlığa. 
Yavru köpeklerin torbalara konulup çöpe atılmasını... 
Kedi yavrularının su kovalarında tek tek boğulmasını... 
Bir kuş yuvasının kürekle alaşağı edilip dağıtılmasını... 
Bir köpeğin arabanın arkasına bağlanarak sürüklenmesini... 
Yük taşıyan bir eşeğin sopalarla dövülmesini... 
Yaşlı ve hasta atların dağlarda ölüme terk edilmesini... 
Ve bunun gibi daha bir sürü şeyi... 
Bir insanlık vahşeti olarak kodlamayı beceren akıl, kurban edilmek üzere ağıllara tıkıştırılan hayvanlarla ilgili hiçbir hassasiyet geliştirmemekten gocunmadığı... 
Ve kadim “kan akıtma” ritüelinden hâlâ ama hâlâ zevk almayı, vahşet değil de kıymetli bir kültürel bir miras olarak kodlama aymazlığında ısrarcı olduğu için... 
Boş yere sorup durur insan hâlâ birbirine... 
“Tanrı kötülüğe neden müsaade ediyor” diye. 
Kurban kültürü lanetli bir kültürdür. 
Birtakım hayvanların birtakım insanlar tarafından törenlerle Tanrılara kurban edildiğini göre göre geldiğiniz şu “uygarlık” seviyesinde...
Kurbanla aranızdaki psikolojik bağı rasyonel bir şekilde analiz etmediğiniz sürece... 
Kurbanlık koyunlar gibi katlanmaya devam edeceksiniz başına tüm gelenlere ve geleceklere.