Engelli konusu, ne tek başına devlet, ne tek başına belediye, ne tek başına STK’lar ve engelli ailesinin altından kalkacağı bir sorun değil. Üniversitelerimizin, caminin ve hepimizin tek tek yardımcı olması gereken bir konu. Bakın, sadece onlara yardımcı olmak, onların sorunlarını çözmek değil mesele. Bu yardıma bizim ihtiyacımız var. Bizim iyi bir insan olabilmemiz için merhamet ve şefkat gibi erdemlerle donanmamız gerekiyor.

Hani şu işaret parmağı işareti var ya, kelime-i şehadet getirirken işaret pamağı / şehadet parmağını kaldırıyoruz ya, o olayın arkasında da bir engelli hikayesi var. Sağır ve dilsiz bir kadın Resulullaha gelir, el işareti ile “bana anlat” der, “insanlara anlattığını”. Resulullah nasıl anlatsın. Bir çıkış yolu ararken Kâbe’ye gider, Tavaf ederken, o kadın da peşinden gelir. O’nun arkasından yürürken elini yumruk yapıp, işaret parmağı ile hem O’nu gösterir, hem de elini yukarı doğru kaldırır. Resulullah ne zaman kelime-i şehadet getirse o kadını hatırladı ve onun imanına şahidlik etti.

Ortada somut bir gerçek var: Engelliler ailelerinin, toplumun adeta giderek büyüyen bir yarası. Biliyoruz, mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır ve kederler paylaşıldıkça azalır. Bu acı’nın da paylaşılması gerek.. Öte yandan; sorun giderek büyüyor. Anne-baba sağlığı, beslenme, ilaç, çevre şartları, psiko-sosyal ortam bu anlamda giderek daha da olumsuzlaşıyor.

Mesela uyuşturucu bağımlılığı gibi, giderek büyüyen bir GSM ve bilgisayar bağımlılığı var. Her bağımlılık zaman içinde engellilik sonucu doğuruyor. Bazı riskler nesilden nesile giderek büyüyen genetik riskler oluşmasına sebeb oluyor.

Devamını Oku