France 24, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan röportajı Fransızca, İngilizce ve Arapça dillerinde yayın yapan kanallarında eş zamanlı olarak yayınladı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, Arabistan'ın öncülüğündeki Arap ülkelerinin Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik başlattığı askeri operasyonu desteklediğini belirterek, "İlerleyen aşamalarda lojistik hesaplar dahilinde bir rol oynamamız gerekirse böyle bir destekte bulunabiliriz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransız haber kanalı France 24'e verdiği röportajda soruları yanıtladı.

Erdoğan, Türkiye'nin Yemen Cumhurbaşkanı Abdurrabbu Mansur Hadi'nin talebi üzerine, Suudi Arabistan'ın öncülüğündeki Arap ülkelerinin, Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik başlattığı "Kararlılık Fırtınası" adlı askeri operasyonu siyasi olarak desteklediğini bildirdi.

Husilerin aylardır saldırılar düzenlediğine dikkati çeken Erdoğan, bu saldırıların hedefinin Yemen'in toprak bütünlüğünü bozmak ve mezhep çatışmasına yol açmak olduğunu söyledi.

Husi saldırılarının devam etmesi halinde Yemen'de yeni bir terör dalgasının yayılabileceğinin altını çizen Erdoğan, "Suudi Arabistan'ın önderliğindeki operasyonun Yemen'in geleceği için önemli olduğunu düşünüyoruz" ifadesini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda siyasi destek sağlamaktayız ve ileride de sağlamaya devam edeceğiz. İlerleyen aşamalarda lojistik hesaplar dahilinde bir rol oynamamız gerekirse böyle bir destekte bulunabiliriz" dedi.

"Şimdilik askeri yardım söz konusu değil"

Askeri yardım yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Şimdilik askeri yardım söz konusu değil, bunu durumun gidişatı belirleyecek" yanıtını verdi. 

Husilere dışarıdan yardım girişimlerini üzüntüyle karşıladığını ifade eden Erdoğan, "Tüm bu güçler Yemen'i terk etmeli ve Yemen halkının kendi toprağında özgürce yaşamasına izin verilmeli" diye konuştu. 

İran'ın Husilerin arkasında olduğu ve bu şekilde Yemen'de temsili savaş yürüttüğü yönündeki eleştirilerin hatırlatılarak, bu konudaki görüşünün sorulması üzerine Erdoğan, "Ne yazık ki göründüğü kadarıyla öyle" cevabını verdi.

Bölgedeki durumun Şii-Sünni meselesine dönüşmekte olduğuna işaret eden Erdoğan, "Bunlar arzu edilen şeyler değil. Keşke bunlar hiç yaşanmasaydı. İran tarafı ve destek veren diğer terörist gruplar ülkeden çekilmeli ve Yemen'in kendi başına yönetilmesine müsaade edilmeli" dedi.

"Beklediğimiz anlamda bir yaklaşım sergilemiyorlar"

İran'ın bölgedeki rolünden kaygı duyup duymadığı yönündeki soru üzerine Erdoğan, "Bu tartışmasız" ifadesini kullandı.

İran'ın yaptığı girişimlerle tüm bölgeyi hakimiyeti altına almaya çalıştığını belirten Erdoğan, "Bu tür gelişmeler doğru gelişmeler değil. Suriye ve Irak'taki durumu görüyorsunuz, fakat maalesef İranlılarla konuştuğumuzda beklediğimiz anlamda bir yaklaşım sergilemiyorlar" diye konuştu.

Irak'ın sahip olduğu önemli kaynaklara rağmen acı çektiğini ve Suriye'de birçok insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Erdoğan, "Suriye'de 300 bin kişinin ölmesi İran tarafından yalnızca izlendi" ifadesini kullandı.

İran'ın Beşşar Esed rejimini desteklemekten vazgeçmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "İran bizim komşumuz ve bizimle aynı inancı paylaşmaktadır, bu yüzden onlardan adil bir yaklaşım beklemek bizim hakkımızdır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fransız haber kanalı France 24'e verdiği röportajda, DAEŞ'le ilgili bir soruda France 24 muhabirinin, "İslam Devleti" tabirini kullanması üzerine, "Lütfen DAEŞ'e İslam Devleti demeyin. Bu isim İslam'a saygısızlık ve bir terör örgütünü devlet kurumuyla eş tutmak anlamına gelmektedir. Benim görüşüme göre terörizmle mücadele bakımından bu yanlış bir yaklaşımdır. Bence sadece DAEŞ demek yeterlidir" görüşünü dile getirdi.

Uluslararası koalisyonun DAEŞ'e karşı Irak'ta düzenlediği hava saldırılarıyla ilgili olarak Erdoğan, "Hava saldırılarının başarılı olacağına inanmıyorum. Hava saldırıları ve kara harekatı beraber sürdürülmelidir" dedi.

İran Devrim Muhafızları'na bağlı özel birlik Kudüs Gücü'nden Kasım Süleymani'nin Tikrit'te DAEŞ'e karşı faaliyet gösterdiği bilgilerine ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Bahsettiğiniz kişi çok iyi tanıdığım biri. Gazetelerden ve istihbaratımızdan aldığımız bilgi bize ne yazık ki Irak'ta bu tür operasyonlarda yer aldığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.

İran'ın bölgedeki politikalarını eleştiren Erdoğan, "İran'ın tutumu samimi değil, çünkü mezhepçi bir söylemleri var. DAEŞ'in bölgede yol açtığı boşluğu kendileri doldurmak istiyorlar" diye konuştu.

"Uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge de devreye sokulmalı"

DAEŞ'in Irak ve Suriye'den temizlenmesiyle yerlerinden edilen insanların evlerine dönebileceğini belirten Erdoğan, mezhepçiliğin olmadığı bir senaryo istediklerini vurguladı.

En son aldığı bilgilere göre DAEŞ'in yavaş yavaş Tikrit'i terk etmekte olduğunu ifade eden Erdoğan, "Umarım hem Suriye hem de Irak yakın zamanda bu örgütten kurtulmuş olur" dedi.

Suriye'yle ilgili eğit-donat projesinde anlaşmaya varıldığını ve projenin yürütüldüğünü anımsatan Erdoğan, "Ancak, uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge de devreye sokulmalı. Bunlar olmadan sorunlar devam edecek" diye konuştu.

ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere'nin hava saldırılarıyla DAEŞ'e karşı girişimde bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, komşu ülke olarak Türkiye'nin de her türlü insani ve lojistik desteği sağladığını kaydetti.

 "Esed'i muhatap kabul etmediğini bizzat bana kendisi söyledi"

France 24 muhabirinin, son zamanlarda batılı devletlere yöneltilen "Beşşar Esed'le yakınlaşma sürecine girmiş oldukları" yönündeki eleştirileri hatırlatması üzerine Erdoğan, "Fransa ziyaretimde Cumhurbaşkanı Hollande'la görüşmemde bizimle aynı noktada olduklarını gördüm ve Hollande, Fransa'nın Esed'i muhatap kabul etmediğini bizzat bana kendisi söyledi" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, benzer bir şekilde ABD hükümetinin, Dışişleri Bakanı John Kerry'nin konuyla ilgili ifadesini geri çektiğini ve sonrasında Esed'in asla çözümün parçası olamayacağını belirten bir bildiri yayımladığını hatırlattı. Erdoğan, şöyle devam etti :

"Esed'e güvenmemiz asla mümkün değil, çünkü Suriye halkı Esed'e güven duymuyor. Esed, 300 bin insanı öldüren biri. Bir siyasetçi ve lider olarak, kendimle çelişmiş olurum çünkü biz hep özgürlüklerden, barıştan ve yaşama hakkına saygıdan yanayız, bizim varoluş sebebimiz budur." 

Bu tür bir cumhurbaşkanının meşru olduğunun asla söylenemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, "İlk koşul, Esed'in gitmesidir, ya görevinden alınmalı ya da kendisi ayrılmalıdır" dedi.

Suriye halkının iradesinin er ya da geç ülkenin geleceğini tayin edeceğini vurgulayan Erdoğan, bazı ülkelerin "Esed giderse yerine DAEŞ gelecek" tarzı söylemlerinin yanlış olduğunu söyledi. Erdoğan, böyle bir durumda Suriye halkının iradesinin Esed'in yerine geçeceğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:

"Biz Suriye'de halkın iradesi için zemin oluşturmak istiyoruz. Eğer demokrasiye inanıyor ve demokrasiyi savunuyorsak, Suriye halkının iradesi, hiçbir engelle karşılaşmayacağı ve kimsenin baskısı altında olmayacağı bir zemin bulmalıdır."

"Barış için her zaman elimizi uzattık, fakat elimizi sıkmadılar"

1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları konusunda Ermenistan'da düzenlenecek törenlerle aynı gün 24 Nisan'da Türkiye'de de törenler düzenlenecek olması sebebiyle Ermeni yönetiminin eleştirilerinin hatırlatılması ve bu konudaki görüşünün sorulması üzerine Erdoğan, bugüne kadar Türkiye ile Ermenistan arasındaki problemlere bakıldığında Türkiye'nin her zaman pozitif adım atan taraf olduğunu, Ermenistan'ın hiçbir pozitif adım atmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Barış için her zaman elimizi uzattık, fakat elimizi sıkmadılar" dedi.

Geçtiğimiz yıl 24 Nisan'da bir mektup yazdığını anımsatan Erdoğan, bu mektubun çok pozitif bir geri dönüş aldığını ancak aynı pozitif geridönüşü Ermenistan'dan görmediğini ifade etti.

Bu yıl Türkiye'nin Çanakkale kara savaşlarının 100. yılını kutladığını anımsatan Erdoğan, "Bunu yapmak için Ermenistan'dan izin alacak durumda değiliz. Bu, tarihte yer alan bir gündür" dedi.

Türkiye'deki törenlerin Ermenistan'daki törenlerle bir alakası olmadığını vurgulayan Erdoğan, tam tersine Ermenistan'ın törenlerini Türkiye'deki törenlere göre ayarladığını kaydetti.

"24 Nisan'da ümit ederim ki dünya barışına katkıda bulunacağız" diyen Erdoğan, 18 Mart'ta konuk başbakanların katıldığı bir tören yapıldığını anımsattı. 24 Nisan'daki törenlerin evsahipliğini kendisinin yapacağını belirten Erdoğan, 23 Nisan'da bir barış zirvesi düzenleneceğini, 25 Nisan'da da törenlerin devam edeceğini söyledi.

 

"Diktatörlükte seçim sandığı yok"

France 24 muhabirinin 7 Haziran 2015 tarihinde Türkiye'de genel seçimler yapılacağını ve batıdan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a güçlü bir başkanlık sistemi istediği için eleştiriler yöneltildiğini anımsatarak, "Bazı insanlar Türkiye'nin yeni Sultan'ı olmayı isteyip istemediğinizi merak ediyor" demesi üzerine, Erdoğan şunları kaydetti :

"Şu anda Fransa'da yarı başkanlık sistemi var, Sayın Hollande Sultan değil, değil mi? Benzer bir şekilde ABD'de Sayın Obama Sultan değil, değil mi? Orada başkanlık sistemi var. Arjantin, Brezilya, Meksika hepsinde başkanlık sistemi var. Neden benzer şeyleri o ülkeler için söylemiyorlar da Türkiye için söylüyorlar. Ben seçim sandığından buraya geldim. Ben darbe ile gelmedim. Bu soruları bize soranlar, aynı soruları neden Mısır konusunda sormuyorlar. Orada darbe yönetimi var. Mısır'da seçimle iktidara gelen kişi şu anda nerede? Parmaklıklar arkasında."

Demokrasiye inanan insanların ne yazık ki her zaman demokrasi mücadelesi verenlerin yanında yer almadıklarını ifade eden Erdoğan, tersine kendileriyle aynı çizgide olan insanları desteklediklerini söyledi.

Başbakan olarak 12 yıl görev yaptığını ve yaptığı işlerin ortada olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'de başkanlık sistemine geçiş için 7 Haziran'daki seçimlerin çok önemli olduğunu söyledi.

Potansiyel diktatörlük yorumlarının Türkiye'ye ve kendisine saygısızlık olduğunu belirten Erdoğan, bugüne kadar bu tip uygulamaları olmadığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu bilmelisiniz ki, diktatörlükte seçim sandığı yok" dedi.