‘Tepki oyları’ diye bi’şey vardı. Kim icat ettiyse çok etkiliydi. Bir parti hiç beklenmedik bir şekilde oy almışsa ilmi siyasetle, halkın ferasetiyle, partinin başarısıyla anlatamıyorsan, çok işe yarardı.. 

-Sonuçlar neden böyle oldu?.. 

-E bunlar tepki oyları!.. 

2002’de AK Parti kazanınca siyaset ilmiyle, sosyolojiyle açıklama gereği duymadılar… Elbette Babıali dinozorlarına çok koydu, dediler ki “bunlar tepki oyu”… 

Aynı tepkiyi CHP de gösterdi. Kaybetmenin mazereti belliydi; “Tepki oyu”?!.. 

Millet Erdoğan’ı gördü ve daha büyük bir teveccühle ‘devam’ dedi… Bir sonraki seçimi de AK Parti kazandı. 

‘Tepki oyu’nu bir daha yutturamazlardı. Bütün kabahat vatandaşındı!.. Makarnaya kömüre oyunu satıyordu?!..

Bir defa daha kaybettiler, bu sefer de millet; ‘koyun’ oldu!.. Sonra “Bidon kafalı” oldu, “göbeğini kaşıyan adam” oldu.

Bir sonraki mağlubiyetin sebebi vatandaşın ‘Stockholm Sendromu’ yaşamasıydı.

Sonraki mağlubiyetin sebebi yandaş medyaydı. CHP kendini ifade edemiyor, yandaş medya yükleniyordu. Vatandaş anlamıyordu?!

Mazeretler teker teker tükendi. Onca seçimi ardı ardına kaybediyorsun kolay mı?.. Her defasında bi’şey bulmak zorundasın.

“Tepki oyu, makarna-kömür, koyun, Stockholm, çoban, yandaş, kedi, bidon, şanzıman..vs” derken mazeret kalmadı…

Kaybetmemeleri gerekiyordu ve sonunda basit bir tespitte bulunarak işi çözdüler.

“24 Haziran’da seçimin tek kaybedeni AK Parti’dir” dedi Maraton Kemal.

Öyle ya, ‘Tek’ kaybeden AK Parti ise, diğer tüm partiler kazanmıştır. CHP de diğer partilerden biridir. Demek ki CHP de kazanmıştır!

Bu arada zerzevat üzerinden politika ürettiler.

Mesela son seçimlerde patates-soğan vardı. CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer, patatesle kürsüye çıktı. Bir diğeri soğandan bahsetti, bir başkası da cücüğüyle siyaset yaptı…

Patates soğan olmayınca, “domates biber patlıcan”a döndüler!

Devamını Oku