Bütün bir hayatı inşa etsin diye indirilen kerim hitap (56:77) Allah’ın iman edenleri seçip ayırması ve onları cennetlere varis kılması için emanet edilmişti insana. O bir emanetti; insana rehberlik etsin diye verilen, sözün en güzelini içeren (39:23), ağır bir emanet. Hitabın sahibi kimin seçilip ayrılacağını ve üstün tutulacağını şu ifadeyle sık sık tekrar etti Kur’an’da: “Ya eyyuhellezine amenu ve amilus salihat” Yani “Ey iman edenler ve salih amel işleyenler!” Tabiki de bu ifade “(yürekten) iman eden ve bu imanla uyumlu iyilikler işleyen kimseler!”  vurgusu taşıyordu kelamullah’ın onlarca ayetinde.(1) İşte bir örneği:
وَبَشِّرِالَّذِينآمَنُواْوَعَمِلُواْالصَّالِحَاتِأَنَّلَهُمْجَنَّاتٍتَجْرِيمِنتَحْتِهَاالأَنْهَارُ   İman eden ve bu imanla uyumlu iyilikler işleyen kimseleri zemininden ırmaklar çağlayan cennetlerle müjdele!... (bakara 25)
Peki Allah niçin iki ayrı kavramı (iman eden ve salih amel işleyen) defaatle bir bütün olarak aynı cümlede tekrar ediyor? Cevap gayet net:  أَحَسِبَ النَّاسُ أَن يُتْرَكُوا أَن يَقُولُوا آمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ  “İnsanlar yalnızca “İman ettik” demekle, sınanıp denenmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?” (ankebut 2) Buradan şu sonucu ortaya koyabiliriz: Her iddiaya ispat gerekir; iman müslüman olma iddiasıdır, salih amel ise iman iddiasının ispatıdır.
Allah’ın kainatı yönettiği sistemin adı ‘islam’dır. Ve bu kainatta var edilenlerin tasavvufi tanımla ‘eşref-i mahlukat’ı, Kur’an’i tanımla ‘ahseni takvim’i olan Hz İnsan’da bu yönetime tabidir. Bu kainat mülkünün maliki olan Allah bunu hitabında şöyle ifade ediyor:  الْيَوْمَأَكْمَلْتُلَكُمْدِينَكُمْوَأَتْمَمْتُعَلَيْكُمْنِعْمَتِيوَرَضِيتُلَكُمُالإِسْلاَمَدِينًا    “...Bugün dininizi sizin için kemale erdirdim ve size olan nimetimi tamamladım; ve (Allah’a) teslimiyeti [İslam] sizin için hayat tarzı olarak benimsedim...” (maide 3)
Allah’ın insanlar için seçip beğendiği hak dini (İslam) şu iki başlık altında inceleyebiliriz:
1- USÛL: Bu, mü’mine yap ve yapma diye emredilen her şeyin temelinde bulunan inançlar manzumesi yani akidedir.
2- FÜRÛ: Bu, akide temeli üzerinde yükselen, Allah’ın insanın sonsuz mutluluğu için koyduğu kurallar bütünüdür.
Birincisi iman, ikincisi İslam’dır. Yani birincisi inanç, ikincisi eylem(amel)dir.(2)
Bir başka ifadeyle birincisi iddia, ikincisi ispattır. Bu iman-amel ilişkisinin bir tanımı da şu olsa gerek: “Akide hayat binasının plan ve projesi, amel ise bu binaya uygun bir biçimde inşasıdır. İmanı tanımlayıcı addedip müslüman ismini kimlik olarak benimsemek muazzam bir iddiada bulunmaktır. İddialar ispat ister. İman iddiası da ispata muhtaçtır elbet. Bu iddiayı ispatlamanın tek yolu vardır: amel.” (3)
Yine iman ve (salih) amel ilişkisine imanın dört boyutu (marifet, tasdik, ikrar ve amel) ile daha net bir açıklama getirebiliriz: Marifet akılda, Tasdik kalpte, İkrar lisanda, Amel bedende ortaya çıkar. Yani marifet: bilgi, tasdik: duygu, ikrar: söz ve amel: eylemdir. Kısaca tanımlamak gerekirse: Marifet; akıldaki Allah/tevhid bilgisidir. Bu bilgi eğer malumat/data şeklinde kalırsa imana dönüşecek bir ilim olamaz. Tasdik; marifet bilgisinin ilme dönüşüp akıldan kalbe yol alması ve kalbte bu bilginin onaylanmasıdır. Yani tevhid inancına kalbin mutmain olması. Fakat iman için tasdik yani kalbin onaylaması da yetmez. Akılda bilgi olup kalbe duygu halinde gelen mefhumun üçüncü durağı ikrar basamağıdır. İkrar; önceki basamaklarda bilgi ve duygu halinde ilerleyen iman tohumunun lisan da söz olmasıdır, tek kelimeyle “la ilahe illallah” olmasıdır o. Ve son merhale; amel’dir. Amel; akılda, kalpte ve lisanda onaylanan iman tohumunun yeşermesi bir başka ifadeyle meyve vermesidir. Bir başka tanımla amel; “imanın, zihinde hapsolan mücerret bir düşünce , kalpte mahkûm olan zavallı bir akide, dilde söylenen kuru bir iddia olmaktan çıkarak göze fer, bileğe güç, dize derman olarak yürümesidir.” (4)
Tekraren  “Ya eyyuhellezine amenu ve amilus salihat” ibaresine dönersek; ‘ya eyyuhellezine amenu’ bir iddia ifadesi iken, ‘ve amilus salihat’ bu iddianın kanıtı hasebindedir. “Ey iman edenler! (iman ettiğini söyleyenler)” ispat isteyen/bekleyen bir hitaptır . Çünkü “iman ettim!” demek büyük bir iddiadır. Bu iddianın ispatı ise Allah’ın kabul edeceği, imanla uyumlu salih ameldir. Ayrıca burada şu nüansıda belirtmek gerekiyor: “ya eyyuhellezine amenu” ibaresi Allah’ın tanımı değil insanın kendisini tanımlaması ve Rabbin bu tanıma itimat ederek seslenişidir. Eğer Allah bir tanım yapacaksa bunu genellikle “ya eyyühel mü’minun” şeklinde ifade eder. Yani birinci hitap (ya eyyuhellezine amenu) “Ey iman iddiasında bulunanlar!” vurgusu taşır ve muhatabın kendisini tanımlamasıdır. İkinci hitap (ya eyyühel mü’minun) ise “Ey Allah’ın (kayıtsız şartsız) iman eden kulları!” vurgusu taşır ve Allah’ın kulunu tanımlamasıdır.
Son söz olarak: “Salih amel”, vahyin nüzul sürecinde farklı vurgular kazanarak zenginleşen merkezi bir kavramdır. Bireysel ve fıtri olandan toplumsal ve eğitsel olana doğru bir seyir takip eder. Başlarda “sorumlu davranış”, ortalarda “Allah’ın razı olduğu eylemler”, Medine’de ise “ıslah edici iyilikler” vurgusu kazanır. Salih amel şu beş özelliği bünyesinde taşımalıdır: 1) İfsad’ın karşılığı olarak bir kötülüğü düzeltmelidir. 2) Fasık’ın karşıtı olarak doğru ve dürüst olmalıdır. 3) Seyyie’nin karşıtı olarak özünde iyilik taşımalı. 4) Nefrete değil barışa ve sevgiye yönelik olmalıdır. 5) Fâsit’in karşılığı olarak yararlı olmalıdır. Salih amel Kur’an’da iman ile birlikte geldiği tüm yerlerde “imanla uyum içindeki bir eylem ahlâkına ve hayata” delalet eder.(5)
Sözün özü: iman dörtlü bir şuur sürecinin, yani marifet, tasdik, ikrar ve amelin toplamıdır. Bir çok ayette tekrar edilen “ya eyyuhellezine amenu ve amilus salihat” hitabı ise zımnen şunu haykırmaktadır: “ey iman iddiasında bulunan kişi! Her iddia ispat ister, iman ettim demek müslümanlık iddiasıdır, hem de çok büyük bir iddia. Eğer imanında ciddi isen bu iddianı ispatla, salih amel işle. Yani “yürekten iman et ve bu imanla uyumlu iyilikler işle!”
 
Ariamo Sanchez.
Kaynak:
1 2:25, 2:82, 4:124, 5:9, 5:93, 7:42, 13:29, 14:23, 19:96 vb ayetler.
2 M. İslâmoğlu; İman bilinci sf 9.
3 Age: sf,108
4 Age: sf,99
5 M. İslâmoğlu; “Hayat Kitabı Kur’an” sf;12, not 1