2004-2014 yılları arasında Bakırköy belediye başkanlığını yürüten ve oyların yüzde 70'in üstüne çıkmasını sağlayan Ateş Ünal Erzen, bu seçimlerde CHP'den değil İYİ Parti'den aday oldu. Erzen, Seyr-i Sabah programında neden CHP'yi bırakarak ittifaka rağmen İYİ Parti'den aday olduğunu anlattı. Erzen, mevcut belediye başkanının tüm itirazlara rağmen ilçeyi çok kötü yönettiğini ve oyları yüzde 50'nin altına düşürdüğünü, eğer bir dönem daha seçilirse ilçe yönetiminin geri dönüşsüz bir biçimde AK Parti'ye kaptırılabileceğini dile getirdi:

 

‘BEN CHP'YE BENİ ADAY YAPIN DEMEDİM'

"Benim gelmemle oylar bölünmeyecek, zaten kaygı da bu değildi. Buradaki kaygı oylar bölünür, aradan AKP çıkar mı idi. AKP'nin buradan çıkma olasılığı yok. Yerel bir seçime giriyoruz, o kentin düzgün yönetilmesi, insanların mutlu edilmesi önemli. Ben geç aday oldum bunun nedeni şu: Son 5 senedir Bakırköy çok kötü yönetiliyor. Bu CHP'nin suçu değil, şahsın kötü yönetmesinden kaynaklanıyor. Ben partiye beni aday yapın demedim ama onlarca otobüsle binlerce imza toplanıp Ankara'ya götürüldü ve partiye söylendi.

 

Eğer başka adaylardan bir tanesi, ki çoğu Bakırköylü idi, yapsalardı ben aday olmayacaktım. Burada, Bakırköy'de de ittifak olacaktı. Ama o kadar kötü yönetiliyor ki bu kötü yönetim yüzünden parti de zarar görecekti. Eğer bu yönetim 5 yıl daha iş başında kalsaydı AKP bir daha gitmemek üzere burada kalabilirdi. Bakırköy CHP'li değil ANAP'lıydı, 2004 yılından itibaren benimle CHP'li oldu. Eskiden İstanbul'un 29 ilçesi CHP'liydi şimdi bu rakam 14'e düştü. Biz 2004 yılında geldiğimizde CHP'nin yüzde 7 olan oyunu önce yüzde 41'e, bırakırken de yüzde 70'in üstüne çıkardık. Ama bir önceki yönetimde yüzde 50'nin altına düştü. CHP'nin kötü belediyecilik anlayışından değil seçilen adayın kötü seçimi ve adayın çok kötü yönetiminden kaynaklanıyor. CHP'nin bunu değiştirmesi lazımdı. Ama her ne hikmetse sayın genel başkanı kırmızı çizgi olarak bugünkü başkanı seçti. Bakırköy böyle devam edemez.

 

‘İTTİFAKTA SORUN ÇIKMADI'

Genel başkanlar ne konuştu bilmiyorum ama benim adaylığım ittifak içinde sorun yaratmadı. Hepimizin en önemli gayesi Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul'da seçilmesi. Benim otobüslerimin bir tarafında ben varım bir tarafında Ekrem İmamoğlu var, afişlerim de öyle. Genel başkanlarımız el ele kürsüye çıkıyorlar. On yılda neler yaptığımıza baktığımızda, şu anda onların çoğu yok. Bu beni çok üzüyor. Ne Bakkart, ne çocuklara hizmet yürüyor. Bizim yaptıklarımız Türkiye'nin hiçbir ilçesinde tamamıyla yok. Bunların tümü beş yılda yok oldu ya da ücretli hale geldi. Ücretsiz kreş, öğrenci yurdu ve sağlık hizmetleri artık yok.

Bülent Kerimoğlu aday olunca Bakırköy'ü gezdiğini söyledi çünkü Bakırköylü değildi, bana dedi ki çok güzel şeyler yapmışsınız bana yapacak hiçbir şey bırakmamışsınız. Ben ne yapabilirim dedi. Ben de elini taşın altına koyup bir tuğla daha koy biraz da estetiğiyle uğraş dedim. Bundan bir hafta sonra benim eserlerimin hepsini kaldırdı. Bu bir husumet değil, iş bilmemezlik, olsa olsa Bakırköy'e karşı bir husumet olur.

 

‘HAVAALANI GİDİYOR, BAKIRKÖY'ÜN YARISI KADAR ALAN AÇILIYOR'

 

İlk aşamada yok olanları yerine oturtmak lazım ki Bakırköy'e iyi belediyecilik yerine gelsin. Birkaç önemli projem var: Bir atölye kuracağım ve kentsel dönüşüm ve tasarım atölyesi olacak burası. Üniversitede mimarlık okuyanlar bir kentsel tasarım için çalışacaklar. Çok yakında buradan havaalanı kalkıyor. 12 kilometrekarelik bir alan boşalıyor. O alanın büyüklüğü neredeyse Bakırköy'ün yarısına eşit. Buranın akıllı bir şekilde kentsel tasarımdan geçmesi lazım, Bakırköy'ün de eski mahallelerinin buna uyum sağlaması lazım.

 

Bu ülkenin, hatta dünyanın geleceği gençler. Çocuklar bu ülkeyi nereye götürecek sorusu çok önemli. Artık teknoloji dönemindeyiz. Teknoloji tasarım ve yazılım atölyesi kuracağız. İlkokuldan itibaren çocuklar gelecekler ve teknoloji üretecekler. Hayal güçlerini teknolojiye yansıtacaklar. Bunları Google ve Apple'a staja göndereceğim. Eminim ki bunlardan biri bir gün Türk Facebook'unu yapacaklar. 2030 yılında yapay zeka ekonomiye 15 trilyon dolardan fazla getirecek. Biz şu anda sıfır durumdayız. Bunun gelişmesine sahip olmayan hiçbir ülkenin geleceği yok. İstanbul'da deprem acil planı yok. Ama bizde vardı artık o da çalışmıyor. Bizim arama kurtarma ekibimiz vardı onu bile kaldırdılar. Ben bunların kaldırılmasını başta acemilik zannediyordum ama sonra kötü niyet olarak algıladım. 11.200 evde kimlerin yaşadığını, depremde ne yapılması gerektiğini biliyorduk artık bunlar yok."