Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından “Kamuda Sözleşmeliliğe Son Şûrası” düzenlendi. Şûrada sözleşmelilerin taleplerinin ve beklentilerinin karşılanması için Kamu İşveren Heyeti’ne çağrı yapıldı. Memur-Sen Genel Merkezi’nde gerçekleşen programa Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen’e bağlı sendikaların genel başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, sözleşmeli çalışanlar ve çok sayıda davetli katıldı. 

Yapılan şûrada alınan kararları aktaran Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, kuruluş yıllarından bugüne kadar kamu hizmetlerinin memurlar eliyle yürütülmesi gerektiğini savunduklarını vurgulayarak, “Kamu personel sisteminde temel istihdam modeli kadrolu memur statüsü olarak kabul edilmeli. Kamu işvereni, kamu görevlilerinin patronu devlettir. Devlet, demokratik sosyal hukuk devleti niteliklerine uygun olarak işveren sıfatının gereklerini yerine getirmelidir. Hukuk devleti; aynı işi yapanlara, aynı meslek adıyla, aynı unvanla kamu hizmeti sunanlara farklı maaş ödemez, farklı haklar vermez, farklı sorumluluklar yüklemez” eleştirisinde bulundu.

MAKUL GÖRMÜYORUZ, GÖRMEYECEĞİZ!

Aynı okuldaki bir öğretmenin kadrolu, diğerinin ise sözleşmeli olmasını eleştiren Yalçın şöyle devam etti: “‘Eşit işe eşit ücret’ ilkesinin geçerli olduğu bir kamu personel sisteminde ‘aynı işe farklı sıfat’ olmasını nasıl açıklayabiliriz? Açıklayamayız. Onlarca çocuğa ders veren öğretmen kendi çocuğundan mahrum. Öğretmen bir tarafa, çocuklar babasından ya da annesinden belki de her ikisinden mahrum. İnsanını hastalıktan kurtarıp şifayla buluşturan sağlık personeli, eşiyle, çocuğuyla, annesi, babasıyla işi ile eşi arasında tercih yapmaya, kadrolu arkadaşından daha yüksek vergi ödemeye, sosyal güvenlik hakları noktasında belirsizliğe mahkûm bir kamu görevlisi portresini; makul, makbul ve adil görebilir miyiz? Biz göremiyoruz. Görmüyoruz, görmeyeceğiz.”

SORUNLAR VE TEPKİLER YUMAĞI OLUŞTURUYOR

“Sözleşmeli personel konusundaki kamu personel sisteminin birçok sorundan, yanlıştan, mağdurdan, haksızlıktan kurtarılması gerekiyor” diyen Yalçın, sözleşmeli personel rejiminin hem mevzuatıyla hem de varlığıyla bir sorunlar ve tepkiler yumağı oluşturduğunun altını çizdi. 

Yalçın, devamında şunları kaydetti:

“Bugün ise öğretmenlikten, hemşireliğe, memurluktan, mühendisliğe birçok alanda sözleşmeli personel istihdam ediliyor. ‘Niçin kadrolu değil de sözleşmeli statüde istihdam ediliyor?’ sorusuna bir cevap verilmiyor, verilemiyor. 1965 yılından bugüne gitgide temel istihdam modeli haline getirilme noktasına gelen sözleşmeli personel istihdamının, hem parasal maliyeti hem de sosyal maliyeti çok yüksek. Türkiye, kamu hizmetlerini bütünüyle kadrolu personel ile verebilecek kadar kadim bir birikime, bunun finansla maliyetini karşılayacak ekonomik yeterliğe sahiptir. Hiç kimse aksine inanmamızı istemesin.”

 

 

 

Kaynak: Milli Gazete