Asıl bu millet rahatsız; gücü eline alanın millete ayar vermesinden.

Ama

Şu unutulmasın ki, 15 temmuz millete ayar verenlerin son çırpınışı oldu ve millet yetkiyi eline aldı…

Ve

Bu yetkiye dayanarak, kendi sistemi için referanduma gidiyor…

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”   

1960 darbesi ile II. Dünya savaşı sonrasına göre dizayn edilen ve "NATO cumhuriyeti " dediğim yapının sonuna gelmiş bulunmaktayız. 

Geçmişte, Bu milletin elinden egemenlik bir darbeyle alınarak, vesayetçi unsurlara devredilmişti.

Şöyle ki: İkinci dünya savaşı sonrası "NATO Cumhuriyeti" kuruldu; çünkü bu teşkilata üye ülkeleri  NATO'ya göre yeniden dizayn etmek gerekiyordu. Almanya ve İtalya dizayn edildikten sonra sıra Türkiye’ye geldi.

Türkiye birinci dünya savaşı sonrası  kurulmuş bir devletti; fakat ikinci dünya savaşı sonrası birinci dünya savaşının şartları geçerli değildi. Öyle bir oluşum yapmalıydılar ki; ittifakın emir komuta zinciri içerisinde hareket etsin. Zira, güçler birliği sitemi buna müsait değildi.

İşte bu nedenle altmış darbesi ile Türkiye Cumhuriyetinin sistemi değiştirildi. Kurucu ayarlar bozuldu ve NATO ya uygun hale getirildi.

Güçler birliğinden güçler ayrılığına geçildi. Güçleri öyle dağıttılar ki hiçbir parti tek başına iktidara gelemeyeceği gibi; gelse bile, atanmışların etkisi ile bir iş yapamayacaklardı.

Bürokrasiye baş aktörü olarak askeri vesayeti yerleştirdiler ve ülkeyi askeri vesayet sayesinde kontrol ettiler. Kurumlar içerisinde yeni feodal yapılar oluşturarak bağımsız hareket eden birimlerin ortaya çıkmasına vesile oldular.( yabancı ülkeden maaş alan birimler bile vardı bunu ilk fark eden ise rahmetli Ecevit oldu).

Not: FETO denilen yapı da bu vesayeti ele geçirerek ülkeyi kontrol etmek istedi.

Hatta dini yapıları da  kendi içlerinde bölümlere ve bölmelere ayırarak kontrolü sağladılar. Böylece bu yapıların iplerini de o vesayetin eline verdiler; yani NATO’ nun.

Kuruluş ayarlarına dönsün diyen zevatlar önce, TC’nin kuruluş ayarlarına iyi baksınlar ondan sonra ahkam kessinler.