Mazhar Alanson bayramda birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o açıklamalar...

Her yerde sizin ´Hep Yaşın 19´ şarkınızı duyuyoruz. Çok sevildi...
MAZHAR ALANSON: ´Hep Yaşın 19´, en son aldığım bilgilere göre listelerde bir numaraydı. Beni asıl ne mutlu ediyor biliyor musun? Güzel bir iş yapmanın verdiği haz! Sıfır tanıtımla; radyodan, internetten, müzik kanallarından fısıltıyla bir şarkının büyümesi...

MFÖ BELGESELİ ÇEKİYORUM
´Hep Yaşın 19´ şarkısı, klipten de anlaşılacağı üzere Biricik Suden´e yazıldı galiba?
M.A.: Ben şarkıların kime yazıldığının anlatılmasını pek sevmiyorum. Bu; aşçıya nasıl yemek yaptığının sorulması gibi bir şey! Sanatçıyız işte; bir şeylerden ilham alarak şarkılarımızı besteliyoruz. Nereden ilham alınmış kısmını bırakıp şarkıya odaklanmak lazım. ´Hep Yaşın 19´ sözünü, evet Biricik´e yazdım ama şarkının tümü Biricik´e atfen yazılmadı.

Klip de başarılıydı... Biricik Suden klip yönetmenliğine devam edecek mi diye klişe bir soru yöneltsem...
BİRİCİK SUDEN: Ben bu klibi içimden geldiği ve istediğim için çektim. Bu işi profesyonel olarak yapmamak bana daha güzel ve anlamlı geliyor. Yani "Ben klip yönetmeni oldum" demeyi falan hiç düşünmem.

Bir klip için ´gerçekçi´ denir mi bilmiyorum ama MFÖ en yalın haliyle ekranlardaydı...
B.S.: Gerçekçi çünkü ben aslında MFÖ´nün belgeselini çekiyorum. Gittiğimiz her yerde kamera elimde. ´Hep Yaşın 19´ klibi belgesel görüntülerinden ortaya çıktı.

ÖMRÜM YETMEYEBİLİR!
Dört dakikalık bir klip için ne kadar ham görüntü kullandınız?
B.S.: (Gülüyor) Söylemeyeyim, bayağı görüntü vardı elimde. Sonuçta bu görüntülerden bir belgesel çıkacak. Belgeselden önce de bir klibimiz oldu işte.

Peki, bu belgeseli biz ne zaman izleyebileceğiz?
B.S.: Daha çekiyorum, uzun bir zaman dilimine yayılacak bir belgesel bu. Yaz başından beri birçok konseri, kulis önü ve arkasıyla çektim zaten.
M.A.: Ben göremem galiba bitişini, ömrüm yetmeyebilir (Gülüyor).
B. S.: O nasıl söz öyle! Hep beraber izleyeceğiz ama özel bir iş olacak. Zaman sorunumuz yok, içime sinene kadar çekeceğim.

Daha önce çekilmiş bir MFÖ belgeseli var mı sizin bildiğiniz?
B.S.: Benim çekeceğim anlamda bir belgesel yok. Var olanlar da ´dünden bugüne´ formatlı, söyleşi ağırlıklı materyaller galiba. Bir de; kimse benim kadar rahat çekemezdi bu belgeseli. Bana çok güvendikleri için çoğu zaman kameranın çekim yaptığının farkında bile değillerdi. Çektiklerimin arasında yayınlayamayacağım çok doğal görüntüler de var tabii. O yüzden bir başkasına emanet edilecek bir iş değildi bu belgesel.

Peki, nasıl bir belgesel olacak?
B.S.: Çekiyorum hâlâ, nasıl bir iş çıkacak sonra görürüz. Kurguya dair kafamda bir sürü ayrıntı var ama şu aşamada sadece çekime odaklanmış durumdayım.


40 YILLIK TV´Cİ GİBİYDİ
Biricik Hanım, biraz da a Haber´de yeni başlayan programınız ´Hayat Bilgisi´nden konuşalım...
B.S.: Ee, beni de röportaja dahil ettin. Mazhar Alanson´la yapılmayacak mıydı bu röportaj?

Tamam, söz başka soru yok. Teklif a Haber´den mi geldi?
B.S.: Evet, çok güzel bir proje sundular. Yıllardır televizyonda bir şeyler yapmam için teklif alıyordum; bugüne dek hep reddettim. Aslında kamera karşısında olmaktan rahatsızlık duyduğum için kabul etmiyordum. Şimdi bile tam alışamadım. Sağ olsunlar a Haber´den arkadaşlar çok yardımcı oldular. Büyük bir zevk ve heyecanla çektik ilk programı...

Mazhar Abi, siz nasıl buldunuz Biricik Suden´in televizyon programındaki performansını?
M.A.: 40 yıllık televizyoncu gibiydi. Ben de şaşırdım. Kamera önünde bu kadar rahat olmasını beklemiyordum.

HACI DA OLURSAM DİNLE MUHABBETİ
Mazhar Abi, ilk kez ne zaman umreye gitmiştiniz?
M.A.: Vallahi hatırlamıyorum. Sadece çok gittiğimi söyleyebilirim.

Hacca gittiniz mi?
M.A.: Yok, şimdilik gitmeyi de düşünmüyorum. Hacı olunca sorumluluk artıyor ama bir gün inşallah hacca da gideceğim. Bir hacı olmak eksikti zaten; hacı da oldum mu artık dinle sen muhabbeti.

FIRSAT OLSA HEMEN...
Nasıl muhabbetler bunlar?
M.A.: Ya bi tutturmuşlar sufi Mazhar diye... Benim için maneviyat önemlidir arkadaş. Maneviyat olması gereken bir şeydir. Maneviyatın olmaması eksikliktir. Maneviyatı olmayan birisine ben acır, üzülürüm.

Peki, ufukta yeni bir umre ziyareti var mı?
M.A.: Fırsat olsa hemen...

Ne var orada sizi çeken? Bir arınma mı?
M.A.: Arınma değil maddi ve manevi büyük bir kuvvet geliyor. Boş depoya benzin doldurmak gibi bir şey oluyor. Bizim hayatımız deşarj olmakla geçiyor. Umrede şarj oluyorum. Herkes farklı bir şey hisseder. Duygu ve hisler de öyle çok kelimelere dökülecek meseleler değil.

40´INCI YIL DOLDU DEYİP NOSTALJİMİ YAPACAKTIK?
Bu yıl MFÖ´nün kuruluşunun 40´ıncı yılıydı. Niye kutlamıyoruz?
M.A.: Vallahi bir ara "Bir şeyler yapalım" diyorduk, sonra vazgeçtik. 40´ıncı yılı kutlamak bize ters. Neyin 40´ıncı yılı? ´41´de bitiyor mu?´ gibi bir hava olmasını istemem. Biz sürekli üreten, dinamik bir grubuz. Ne yapacaktık? "Vay be 40 yıl mı olmuş!" deyip nostaljiye mi sarılacaktık?