Silivrikapı Mevlana Kültür Merkezi Mevlevi Dedesi Çıkar: "İçkili mekanlarda, lokantalarda bile sema yapanlar var. Bu olacak şey değil. Bunlar maddeye yönelmişler. Para için sema yapılmaz. Bu bir ibadettir, gösteri değil"

Mevlana Kültür Merkezi Mevlevi Dedesi Hasan Çıkar, para için sema yapılamayacağını belirterek, kadın ve erkeğin birlikte sema yapması konusunda da ''Eğer Hz. Muhammed'in Kabe'yi kadın ve erkeklerle birlikte tavaf etmesine bir şey söylemiyorsanız bize ne demeye hakkınız var?'' dedi.
 
AA muhabirine açıklama yapana Çıkar, semanın uygun yerlerde yapılmadığını söyleyerek, ''İçkili mekanlarda, lokantalarda bile sema yapanlar var. Bu olacak şey değil. Bunlar maddeye yönelmişler. Para için sema yapılmaz. Bu bir ibadettir, gösteri değil. Bu kişiler yaptıklarının farkında değiller, başlarındaki sikkeler ve üzerlerindeki tennureler Mevleviliğe ait ancak kendileri nefislerine hizmet ediyorlar. Yaptıklarının savunulacak bir yanı yok'' dedi.

Kadın ve erkeğin birlikte sema yapmasının 19 yıldır tartışıldığını ve bu tartışmanın Şeb-i Arus heyecanlarına gölge düşürdüğünü belirten Çıkar tartışmayla ilgili şöyle konuştu:

''Kadın ve erkeklerin birlikte sema yapmasının eleştirilmesine bir anlam veremiyorum. İlk kez 1993'de kadın semazenleri gurubumuza dahil ettik. Kadın da erkek de insandır. Hz. Muhammed Kabe açılışını, tavafı kadın ve erkeklerle birlikte yaptı. Tavaf esnasında kadın ve erkek o kalabalıkta et ete tavaf ediyor. Burada da kadın ve erkek semazenler semaya çıkıp, sağ ayaklarını yere değdirdiklerinde kalplerinde Allah oluyor. Allah'ın insanı bir kıldığına inanarak, semazenlerimiz arasında kadın, erkek ayrımı yapmıyoruz. Eğer Hz. Muhammed'in Kabe'yi kadın ve erkeklerle birlikte tavaf etmesine bir şey söylemiyorsanız bize ne demeye hakkınız var? Zaten sema bir ibadettir, folklorik bir eylem değildir.''

Çıkar, Silivrikapı Mevlana Kültür Merkezi olarak, ''Şeb'i Arus'' etkinlikleri kapsamında yapacakları etkinliklere de değinerek, hatim okunacağını, salavat getirileceğini, arkasından sema ve musafaha yapılarak, manevi bir atmosfer oluşturulacağını kaydetti.

- ''Semayla daha dingin ve sakin oldum''-

Kadın semazenlerden Sibel Avcı, 3 yıldır sema yaptığını belirterek, ''Hz Mevlana ve Hz. Şems'in aşkını anlatan bir kitap okudum. Beni çok etkiledi. Zaten her zaman içimde Mevlana'ya karşı bir ilgi vardı. Tasavvufla ilgili araştırma yapmaya başlayınca ney üflemek istedim. Nerede öğrenebilirim derken Silivrikapı Mevlana Kültür Merkezi'nin internet sitesiyle karşılaştım. Orada kadınların da sema yaptığını gördüm. Ben de sema yapmak istedim. Buraya geldiğimde içimden bir ses doğru yere geldiğimi söyledi. Buradaki ruhani hava beni çok etkiledi'' diye konuştu.

İlk kez erkeklerle sema yapmaya başladıklarında çok eleştirildiklerini anlatan Avcı, şunları kaydetti:

'' Biz erkek kadın diye ayrım yapmıyoruz. Çünkü Mevlanamız din, mezhep ve cinsiyet ayrımı yapmıyor. Onun yolu sonsuz hoşgörü ve tevazu yoludur. Onun için kadın erkek Allah katında birdir. Başa sikke takılıp, tennure giyildikten sonra kadın erkek diye bir ayrım olmuyor. Bu sırada semazenler kişiliklerinden tamamen sıyrılıyor. Yaptığımız sema ayini ne bir gösteri ne de folklorik bir şey. Bu bir ibadettir. Erkek ve kadınların birlikte sema etmelerine birçok kimse karşı çıkıyor, fakat dedemizin buna cevabı Hz. Muhammed'in Kabe'yi erkek ve kadın müminlerle beraber açması ve Hac'da tavafın kadın erkek karışık yapılması şeklinde. Zaten tarihte de hanım semazenlerin sema ettikleri devirler olmuştur.''

Avcı, semayla tanıştıktan sonra adeta kendini yeniden bulduğunu ifade ederek, ''Sema ile daha dingin ve sakin oldum. Mevlana'nın birlik, beraberlik, hoşgörü ve tevazu yolu bizi de haliyle içine çekiyor. Dolayısıyla bu öğretiyi benimsedikten sonra dünyaya ve insanlara bakışınız da değiştiriyor. Dünyaya daha anlayarak, bakıyorsunuz. Mevlana'nın öğretisi aşk, hoşgörü ve tevazuya dayanıyor. İnsanı sevmeye, insanı kendi içinde bulmaya dayanıyor. Buraya gelmeden önce hepimiz dünyanın karmaşası içinde koşuşturan kişilerdik. Ama buraya geldikten sonra nefsimizi terbiye etmeye başladık. İnsanlara karşı daha hoşgörülü ve mütevazı olmaya başladık. Bunu çevremizdeki insanlara da yansıtmaya çalışıyoruz'' şeklinde konuştu.

-''Sema öze dönüştür''

Sevtap Demirtaş ise 17 yıldır sema yaptığını dile getirerek, ''Sema bir ibadet o yüzden sema yaparken yanımdaki erkek mi kadın mı diye düşünüyorsanız zaten ibadet etmiyorsunuz. Hala dünyadasınız demektir. Kabe'de de namaz kılarken de böyle. İçinizdeki, özünüzdeki Allah'a yöneldiğinizde dışarıyla ilişkiniz kesiliyor. Sema da böyle bir öze dönüştür. O yüzden yanımdaki erkek mi, kadın mı, beni kim izliyor? Bunları düşünmüyoruz. Sema yaparken dünya ile ilişkimizi kesiyoruz. Sema sırasında kadın-erkek diye bir şey kalmıyor. Seyretmeye gelenler de erkek-kadın olarak bakmıyorlar. Başımıza sikkemizi geçirip, kulaklarımıza kadar çektiğimizde dünyaya kulaklarımızı tıkamış oluyoruz'' diye konuştu. Uygun olmayan mekanlarda sema yapılmasını hoş karşılamasa da kendisini hoşgörünün yoluna teslim ettiği için kimseyi eleştirmek istemediğini anlatan Demirtaş, şöyle konuştu:

''İçkili mekanlara da sema yapıldığını duyuyoruz, ama ben hiç görmedim. Tabi onlara söyleyecek bir sözüm yok. Ama siz nerede Mevlana'yı anarsanız o sizinle olur, yalnız bırakmaz. Defilelerde, şarkı yarışmalarında sema yapılmasını da eleştirenler var, ama ben bunu yadırgamıyorum. Hatta bunun bir kültürü tanıtmak adına olumlu olduğunu bile düşünüyorum.''

Demirtaş, semadan sonra kendisine bir dingilik geldiğini ve daha huzurlu olduğunu vurgulayarak, semanın dış dünyanın yükünü hafiflettiğini söyledi.

AA