Türkiye’nin El Bab operasyonunda şehitler vermesini ellerini ovuşturarak karşılayan ,hükümeti eleştirmek için fırsat bilen ahlaksızlar,klavye başında ahkam kesiyorlar.

     Bir insan nasıl bu kadar ahlaksız ve seviyesiz olabilir. Ülke bütünlüğü ve birliği için yapılan bir harekatı, alaylı cümlelerle basitleştirmeye çalışan ve ordumuza kara çalan hainler hiç etrafınıza bakmaz mısınız.?

     Dünyanın dört bir yanından, okyanus ötelerinden buralara gelip operasyon yapan güçler, acaba neyin peşindeler? Suriye’nin istikrara kavuşması, onların çok mu umurunda?

     Küresel güçler, hiçbir zaman savaşı ve terörle mücadeleyi kendi topraklarında kabul etmezler ve etmemişlerdir de. Kendi içlerindeki aşırı uçları kontrol etmek için, dünyanın değişik noktalarında sürekli karışıklıklar çıkarmışlardır.

     Bu oyunu da maalesef İslam üzerine oynayarak, İslam ülkelerinin kafa kaldırmasına yıllarca müsaade etmemişlerdir.

     Bütün batılı ülkeler, içlerinde barındırdıkları radikal unsurları, kontrol etmeyi bırakın; tam tersine , dünya üzerinde karışıklık çıkan yerlere gitmeye teşvik etmişlerdir.

     İngiltere,Almanya,Fransa,Kanada,Hollanda velhasıl bir çok batılı ülke vatandaşı ,ellerini kollarını sallayarak pasaportları ile Daeş’e savaşçı olmak için Türkiye üzerinden Irak ve Suriye’ye giderken, bu ülkeler yavuz hırsız misali Türkiye’yi suçlamışlardır.

     Batılı ülkeler ,savunma hatlarını kendi ülkelerinin dışında kurarak bir nevi teröre karşı önlem almaktadırlar. Aynı şeyleri ,Rusya ,İran ve Suudi Arabistan da yapmaktadır.

     Rusya geçmişte ülkesi içinde meydana gelen  karışıklıkları önlemek için batının taktiğini uygulamaya başlamıştır. Geçmişte bağımsızlık mücadelesi veren Çeçen mücahitlerin büyük kısmı ,göz yumularak ülke sınırları dışına çıkarılmış, Daeş ya da benzeri radikal unsurların bir parçası haline getirilerek yasa dışı durumuna düşürülmüştür.

     İran ise tarih boyunca topraklarında savaş kabul etmemiştir. Meşhur Çaldıran savaşı bile bizim topraklarımızda yapılmıştır. İran Şia ideolojisini çok akıllıca kullanarak kendisini sürekli olarak sütre gerisinde tutmayı başarmıştır.

     Bu gün İran topraklarında terör yoktur. Bunun sebebi; İran’ın savunmayı sınırları dışında yapmasıdır. Yemen’de Husi’ler, Irak’ta Şii gurupları, Suriye’de Nusayri’ler Lübnan’da Hizbullah hep İran’ın uzantılarıdır.

     Diğer küresel güçleri bir tarafa bırakıyorum, İran bu gün resmen Suriye topraklarında milis güçleri ile savaşmaktadır. İran’ın Suriye ile coğrafi bir sınırı da yoktur.

     Peki biz Suriye topraklarında operasyon yapınca neden kıyamet kopuyor. En başta operasyon yapma hakkı bize ait değil mi?

     Türkiye’yi bu hale Ak Parti iktidarı ve Recep Tayyip Erdoğan mı düşürdü? Lozan’dan bu yana içine kapanık bir politika izleyen; “Yurtta sulh ve Cihanda Sulh” sözünü sınırlarının dışında olan hiçbir şeyle ilgilenmeme olarak algılayan yılların iktidarlarının hiç suçu yo mu?

     Lozan’da çizilen sınırlarla birlikte, Balkanlarda kalan soydaşlarımız ile ilgili bütün münasebetlerimiz bitmiş miydi? Musul, Kerkük ve Bayır Bucak Türkmenleri ile bu güne kadar nasıl bir bağlantı kuruldu.?

     Geçmişte aman yayılmacı demesinler, aman başkasının toprağında gözü var demesinler diye çevremizdeki soydaşlarımızı hep görmezden geldik.

     Türkiye ilk defa sınırları dışındaki akraba topluluklarla gerçek anlamda Ak Parti ve Tayyip Erdoğan ile birlikte irtibat kurdu. Balkanlara giderseniz görürsünüz, TİKA orada ne gibi faaliyetler yapmış.

     Moğolistan bozkırlarında öksüz kalan Orhun Kitabelerine varıncaya kadar her yere elini uzatan Tayyip Erdoğan değil mi?

     Bu gün Suriye topraklarında yapılan operasyon sırasında müttefik olarak lanse ettiğimiz Özgür Suriye Ordusu’nu diline dolayıp alaya alanlara da sesleniyorum!

     Neymiş efendim ÖSO sabah sekiz akşam beş mesaisi ile savaşıyormuş. Yok efendin aslında ÖSÖ diye bir oluşum bile yokmuş. Be şerefsizler ,tabi ki bunlar gerçek değil ! Velev ki öyle bile olsa Türk ordusu sınırlarını savunmayacak mı? Çevresi  ateş çemberi haline gelmişken elleri kolları bağlı mı duracaktı?

     Geçmişte ilgilenip,soydaşlarınızla bağlantı kurup o bölgede insanlar mı yetiştirdiniz. Tam tersine şerefsizce o bölgedeki insanlara MİT tarafından gönderilen yardımı bile deşifre ederek ülkeye ihanet ettiniz.

     ABD ve diğer küresel güçler bir bahane bulup bölgede cirit atarken, Türkiye’yi neden eleştiriyorsunuz? Türkiye bu gün yıllarca kültürel sınırlarındaki insanlara bigane kalmanın cezasını çekiyor.

     Kültürel sınırlarımızda kalan soydaşlarla bırakın ilgilenmeyi, tek parti iktidarında ,ikinci dünya savaşı sırasında, Aras nehri üzerindeki Boraltan Köprü’sünden geçerek ülkemize iltica eden 195 Azeri kardeşimiz Rus’lara teslim edilerek katledilmişlerdir.

     Geçmişte izlenen kişiliksiz politikaların faturasını bu döneme kesmek kurnazlığını hiç kimseye yediremezsiniz.

     Dünyada yıllarca silik ve kişiliksiz liderlerle temsil edildiğimiz dış politikada bu gün bir atılım içindeyiz. Yıllarca uluslararası toplantılarda ABD başkanının liderimize uzaktan kafasını sallayarak selam vermesi ile övünen bir millet olduk.

     Çatlasınız da patlasanız da, bu gün dünya üzerinde saygın bir yeri olan Türkiye var. Yıllarca köle ruhu aşılanan, köleleştirilmiş insanları bu zilletten kurtarmanız çok zordur. Onlar kendilerini aşağılık ve ikinci sınıf olarak görmeye alışkındırlar.

     El Bab’da şehit düşen askerlerimiz için “ Ben dememiş miydim Suriye bataklıktır” vs diyerek mazoşistçe yorum yapan ahmaklara şehit ailelerinin dik duruşu kapak olsun.

     FETÖ’cü teröristlerin tasallutuna rağmen, güvenlik şeridimizi sınırlarımızın ötesine taşımak için can veren Mehmetçiklerimizi rahmet ve saygıyla anıyorum. Mehmetçiklerimizin döktüğü kan ve verdiği can sayesinde, o karaktersizler de yarın müreffeh bir hayata kavuşacaklardır.

     Allah sınırlarımızın dışında geleceğimizi garanti altına almak için vuruşan Mehmetçiklerimizi muzaffer kılsın.

     Rabbim bizleri kıyamette Şehit düşen askerlerimizin yanında haşretsin.