Seçim bitti beğensek de beğenmesek de elinden kan damlayanların elini tutup ayağa kaldıranlar oldu. Oy kullanan herkes Türkiye Cumhuriyet'i kimliği taşıyan yetişkin insanlardı. Şimdi elimizde siyasi istikrarsızlık, ekonomik zorluk, kurulup kurulamayacağı belirsiz hükümet senaryoları, yüzbinlerce kansevici vatandaşımız olduğu gerçeği ile başbaşayız.

Süreci doğru okumak için belki önce sandıktan çıkan soruları iyi anlamak gerek. Bana göre sandıktan çıkan sorular:

-Doğu halkı gerçekten çocuklarının ölmeye devam etmesini mi istiyor? Yaşayan çocuklarının batıdan yıllarca geride sosyal koşullarda büyümesini mi?

-Çözüm sürecinde bir yerlerde hata yapılmış ve sürece güven sarsılmış olabilir mi?

-Çözüm sürecini yok saymak ve karalamak ya da aynı haliyle desteklemek süreci doğru okumaya yeter mi?

-Derin devletin ve PKK nın el ele yarattığı yapay kürt sorununun çözümünde devletin de hataları olduğunun kabul edilmesi, doğudan batıya, batıdan doğuya bakışın yumuşamasından rahatsız olanların HDP(PKK) nin içinde olacağı koalisyon söylemleriyle yapılan ve işe yarayan propagandanın hedefi ; çözüm sürecinin işe yaramayacağına insanları ikna etmek miydi?

-Gelinen noktada şahsım dahil bir çok insanın "Bu nankörlüğü nasıl yaptınız" diyerek gözlerimizi doğuya çevirmemiz provakasyonun amacına ulaştığının göstergesi midir?

-Gerçekten doğu halkı barış sürecini umursamıyor ve doğuda kürdistan kurma hayalini sandıkta mı ifade ediyor?

-Devlet bütünlüğünü parçalamak istemek kan değil siyasi mücadele ile de olsa "HAK" mıdır?

-Sadece devletin iyi niyet göstermesi barış için yeterli oldu mu?

-Çözüm sürecini destekliyor görünürken düşmanlığa devam edenlere hâlâ iyi niyet gösterilmeye devam edilecek mi? Edilecekse etmeye devam edenler sonucun ayak sesini sandıkta duydu mu?

-Doğuda iddia edildiği gibi "CAN KORKUSU" ile HDP(PKK) ye destek verildiyse, devletin yaptırımı dahi olmadığı, vatandaşının  can güvenliğini sağlayamadığı bir bölgeye barış getireceğine inancımızı nasıl sürdüreceğiz?

-Koalisyonların hangi şekilde olursa olsun verimli çalışamadığı gerçeğini kullanmak ve  AKP koalisyonda yer almasın demek yeni kurulacak hükümetin garantili başarısızlığını ölçü almak AKP ye başarılı hissettirecek mi?

-Türkiye nin selâmeti ve istikrarı için oylarıyla iktidarın arkasında duran seçmene karşı iktidarın vicdani sorumluluğu nerede hata yaptık diyerek samimiyetle öz eleştiri yapmak mıdır ?

-Hukuku olağan üstü hallerde es geçilebilecek bir ayrıntı gibi görmek gidilen yola ilahi hukukun taşlarını döşer mi?

-Sebep olan konusunda karmaşa yaşansa da kan sevicilerin bu denli çoğalmasına isyanda samimiyetle birleşebiliyorsak bir durup bölünmek tehlikesi karşısında da birleşebilir miyiz?

-"Söz konusu vatansa gerisi teferruat" diye sosyal duvarlarımızı doldururken gerçekten (benim de iliklerime kadar sinmiş öfke) mizi söz konusu vatan deyip teferruattan sayamıyorsak biz gerçekten vatan derdinde miyiz?

-Her şerde bir hayır olduğuna, aşılan her engelin artan güç ve başarı olduğuna inanırsak ve halk olarak koltuk sahiplerinin gösteremediği birliği gösterirsek koltuk sahipleri bizlere göre kendilerini düzeltmek zorunda kalmazlar mı?

Selamete çıkan yolu, yeterince çok soru sorarak ve samimiyetle cevaplayarak bulabileceğimize inanıyorum.