1) Snowpiercer:

Fransız bir çizgi romandan uyarlanan Snowpiercer'da mevcut dünya düzeni bir tren içerisinde paket halinde sunuluyor. Küresel ısınmayı önlemek için kullanılan kimyasal bir patlayıcının bütün dünyayı buz çağına döndürmesiyle, gezegende hayat yok oluyor ve hikayemiz de burada başlıyor. Hayatta kalan insanlar, hiç durmayan bir trenin içerisinde sınıf ayrımlarıyla yüzleştikleri yeni bir dünya düzeninin içerisinde sıkışıp kalıyorlar. İsyan ise kaçınılmaz hale geliyor. Peki ya sonrası? Fast food'dan, sömürge düzenine, fakir-zengin ayrımından, dünyadaki güç dengelerine kadar hemen her şeyi sert bir dille eleştiren Snowpiercer'ı izledikten sonra yaşadığınız dünyaya asla aynı gözle bakamayacaksınız.

2) V For Vandetta:

V For Vandetta, özgür düşünce ve yaşayıştan arındırılmış bir dünyada insanların içindeki isyan ateşini yakmak için neler yapılması gerektiğini açık seçik ortaya koyan bir film. V ise özgürlüğün tabu olduğu bir dünyada, insanlığa bir aydınlanma yolu sunuyor. Bireysel tepkinin, toplum hareketine dönüşmesinin destanının anlatıldığı film günümüzdeki pek çok eylem hareketine ilham kaynağı olmuş ve protestolarda V maskeleri en ön sıralarda görülmüştür. "Bu maskenin altında bir fikir var ve fikirler kurşun geçirmez" sloganı ile tarihe adını yazdıran bu filmi izlemelisiniz..

3) Fight Club:

Tüketim toplumunun içerisinde kaybolan bireyin, şiddet dolu aydınlanmasını konu alan Fight Club, sıra dışı senaryosuyla kafamızın içine sorgulama tohumları ekiyor.

4)Sürü:

Yılmaz Güney imzası taşıyan Sürü filmi, Türkiye'deki sistemi o kadar saf bir dille eleştiriyor ki kayıtsız kalmak imkansız. İnsanla doğa arasında gibi gözüken mücadelenin aslında insan ve toplum arasındaki bir savaştan ibaret olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koyan Sürü'de küçük bir Türkiye panaroması bulabilirsiniz. Sürü filminde köyden kente göçten, ezilen insanların yaşam mücadelesine kadar hemen her konudaki eleştiriyi bulabilirsiniz.

5) American History X:

Bir dönüşüm filmi olan American History X, sistem eleştirisinden ziyade, hali hazırda sistemi çoktan eleştirmeyi başarmış zihinlere çarpıcı bir kişilik dönüşümü sunuyor. American History X, Irkçı bir gencin, yaşadıklarından sonra farklı bir karaktere dönüşmesi ancak dünyanın değişmeyen düzeni içerisinde bir şekilde "kurtulmuş" bireylerin yaşayacağı çatışmaları çarpıcı bir dille ele alıyor.

6) 1984:

1984 "Big Brother" terimini hayatımıza sokan uyarlama bir filmdir. Film genel olarak bu eserin kitabını okuyanlar tarafından vasat bulunsa da, içinde yaşadığı dünyayı farklı bir pencereden görmek isteyenleri sarsmaya yetiyor. 1984, kurgusal bir dünyada hakim gücün, birey üzerindeki baskısı ve bireyin sistem tarafından sindirilmesini en açık şekilde ortaya koyan yapımların arasında yer alıyor.

7) The Lego Movie:

The Lego Movie, işin biraz da eğlenceli tarafını görmek isteyenlere hitap ediyor. "Lego Movie" her ne kadar eğlenceli bir animasyon filmi gibi görünse de, sistem-toplum ve birey arasındaki dayatmaları çok açık bir şekilde eleştiriyor. Hem eğlenip, hem de içinde bulunduğunuz toplumdaki yerinizi sorgulamak istiyorsanız Lego Movie size "sistem eleştirisine giriş" niteliğinde bir eser olacaktır.

8) Fahrenheit 451:

Fahrenheit 451, adını hep duyduğunuz ama bir türlü izleyemediğiniz bir yapımdır. Kurgusal bir dünyada dayatılan sistemin maşası olmuş bireyin, kendi kendini sorgulamasıyla bir anda içinde bulunduğu dünyanın ne kadar korkunç olduğunu görmesini konu alan yapım, özellikle yaşadığı hayatta kendisini rahatsız eden bir şeyler bulan kişilerin ufkunu açacak türden.

9) Equilibrium:

Üçüncü Dünya Savaşı sona ermiştir. Libria şehrinde faşistler otoriteye hakim olmuşlardır. Savaş travmasını üzerinden atamayan rejim, barışı korumak adına insan duygularını Prozium adlı bir ilaç vesilesiyle kontrol altında tutmaktadır. Bu ilacın denetiminden John Preston (Christian Bale) adlı bir ajan sorumludur. Bu rejim duygularla birlikte sanatın da düşmanıdır. Savaş öncesinden kalma tüm sanat eserleri yok edilmektedir (Örnek: Mona Lisa tablosu ajanlar tarafından yok edilmektedir.) John Preston, bir gün Prozium adlı ilacı kullanmayı unutmuş ve duygularının farkına varmıştır. Geçmişte yaşadığı anılar tazelenince çalıştığı rejime karşı isyan başlatmıştır.

10) Lord Of War:

ABD'yi silah kaçakçılığı üzerinden eleştiren Lord Of War, öyle ağır bir dille eleştiriyor ki gözlerinize inanamıyorsunuz. Aşcı olarak kendi lokantaları Kırım Restoran'da çalışmakta olan Yuri Orlov (Nicolas Cage) hayatını aşçılıktan kazanamayacağını anlar ve silah tüccarı olmaya karar verir. Hayatı boyunca büyük oynamak isteyen Yuri silah tüccarlığında da büyük oynayarak, giderek tam anlamıyla bir Silah Kaçakçısı olmaya başlar. Peşinde kendisinden şüphelenen Interpol bulunmaktadır. Fakat Yuri yaptığı işi her seferinde legal olarak göstermeyi başarmıştır. Silah kaçakçılığında iyice yükselen Yuri artık pek çok ülkeye kaçak silah satarak Savaş Tanrısı olmuştur.