Gazeteci kardeşlerim, lütfen beni iyi dinleyin. Kıskançlık tedavisi olan sıradan bir hastalıktı.
Öyle ilaçlara, ameliyatlara, aylarca devam eden rehabilitasyonlara gerek yok. Sadece biraz daha fazla çalışıp, kendini aşmak ister. Önce kafanı çalıştır, sonra biraz daha fazla oku, araştır, öğren... Ve daha çok üretken ol. Bir süre sonra seni de alkışlayanlar mutlaka çıkacaktır. İçindeki kompleksin yavaş yavaş gittiğini göreceksin. Çünkü özgüvenin gelecek. Çevrene daha güzel bakacaksın. Önceden omuz omuza çalıştığın meslektaşlarını seveceksin. Eminim eşine ve çocuklarına olan tavrın daha iyi olacak. Şayet olduğun yerde sayarsan, "Ben bir şey yapamıyorum, bari o da yapmasın" düşüncesi ile kendini yer bitirirsin. Meslektaşının başarısını nereye kadar saklayabilirsin, engelleyebilirsin ki? Halk her şeyi görüyor, anlıyor.

Tüm bunlar bana...
Genç bayan TV spikerleri ve radyocu kızlar anımsattı. Mesleki dayanışmanın ne kadar güzel bir duygu olduğunu anımsadım. Bu altın kalpli güzel kardeşlerimi izlerken, utanarak ve çok üzülerek daldım derin düşüncelere. Güya Türkiye'ye akıl veren gazeteciler, güya yazar-çizer aydın gazeteciler... Genç radyocu ve TV habercisi kızlardan öğrenecekleri ne kadar çok şey varmış. Önce insan olmayı tabii...
Star TV'nin ilk haber spikerlerinden sayılan Şebnem Arda uzun zamandır evinde çocuk büyütüyordu. Geçen hafta '6 News' kanalında kamera karşısına geçti. Facebook'ta bir baktım ki, Şule Zeybek, Burçin Şimşek, Sonay Dikkaya, Defne Sarıkaya, Ekin Olcayto, Oylum Talu, Gülay Özdem, Ece Pirim, Işıl Açıkkar, Öykü Cengiz, "Aramıza hoş geldin" demiş, başarılar dilemiş. Hepsinin çok samimi olduğuna eminim. Görmediklerimden de özür dilerim. Ne kadar güzel bir jest bu... Rakibi durumundaki meslektaşına 'yanındayız' mesajı vermek.

Yıllarca Tatlıses FM'de çok dinlenilen bir program hazırlayan Emel Yalçın şarkıcı olmaya karar verdi, oldu da... Şu sıralar en popüler yeni şarkıcılardan biri. Radyocu arkadaşlarının desteğini anlata anlata bitiremiyor Emel. "Hepsi başarılı olmam için elinden ne geliyorsa yapıyor" diyor. Number One'daki Aşk Böcüğü Ebru'dan, Klas FM'deki Sarı Şekerim'e, Hop Dedik Ayhan'dan, Best FM'nin 'İnleyen Nağmeler'i Arzu'ya dek bütün DJ arkadaşları Emel'in şarkılarını çalıyor.

Atıyorum... Diyelim ki benim sesim çok güzelmiş. Kalkıp müthiş bir albüm hazırlarmışım. Size yemin ediyorum, bir meslektaşım tek kelime yazmaz. Tam tersi kıskançlıktan çatlar. Hele karısının yanında oturamayan zavallı gazeteciler... Böyle birkaç tanesini tanıyorum. Ne yapsam, üç gün sonra papağan gibi tekrarlıyor.

Peki, biz yazılı basın gazetecileri ne yapıyoruz?
TV eleştirmeni Bekir Hazar atv'de içyapımlar sorumlusu oldu. 'Hayırlı olsun' diye iki satır yazan var mı? Müge Anlı aylardır atv'de mucizeler yaratıyor. Sabah ekrana geliyor, prime time'dan daha çok izlenme payı alıyor. 'Aferin Müge' diyen var mı? Kenan Erçetingöz az izlenen bir TV kanalında, harikalar yaratıyor. İki satır yazan var mı? Emrindeki sayfaları veya köşeleri TV programlarına tahsis edenleri konu dışı tutuyorum. Onlar zaten kendilerini yazıyor. Buna karşılık hiç izlenmeyen Defne Samyeli veya İclal Aydın gibi kadınlar 'yaşayan şehir efsanesi' gibi anlatılıyor.

Şayet ekonomi, politika, spor ve dış haberleri de içine alan bir çerçeve çizersek hakkı yenen yüzlerce meslektaşımız aklımıza gelir. Başarıları 'bilinçli görülmeyen', 'kasıtlı yok edilen' arkadaşımız. Bu kompleks ve kıskançlık bakalım nereye dek devam edecek...

Bugün