I.Yanlışlar hep başlangıçla ilgilidir.

Nasıl gözünü açtığını hatırlıyor musun?

Yahut ilk kelimeni,ilk adımını.

Hatırlar mısın annenin göğsünde uyumayı ,

Babanın ellerinden tutup yürümeyi ?

Ölmek için doğmak..

Bir sonun başlangıcı yahut bir paradokstur bizi yaşatan.

Nefes alma sanatını icra edemeyen insan olmadığı gibi

Bunları hatırlayan insan da yoktur.

Ki bunlar

İlk aşktan,ilk yok oluştan ve bir kadın için dökülen yaştan daha mühimdir.

İşte yanlışlar hep başlangıçla ilgilidir.

 

II.İnsanın çocukluğu,derdini söylemekle,ona çare bulmanın aynı şey olmadığını anladığında biter.

İlk aşkı,ilk kadını annesi olan bir insan ne çok şanslıdır.

Ki o çocuk kalmayı bilir,

Ki o , mumyalanmış bir cesedin kapağının açılıp,oksijenle temasında

Simsiyah kesilmesi gibi

Kararmazda,kirlenmez.

Anne şefkatidir onu koruyan ve gözlerini kapattığında onun düşü olan.

Başka bir kadında aradığı doğallık ve sadelik,

Şefkat duygusudur ona satırları yazdıran.

Kadınların göğsünde ağlatıp onu

Gözyaşlarından içine biriken nehirlerde huzuru yansıtan.

İşte insan, hissedince ölümü masumiyeti gider

Anneler ölür önceden

Ve çocukluğu,derdini söylemekle,ona çare bulmanın aynı şey olmadığını anladığında biter.

 

III.Senden çıkarı olmayan hiç kimse,kendini sana adamaz.

Anneler ölür önceden ve titrer ellerin mağrur ve yenik gönlünle.

Ömrünün boşluğunda bir arayış içine düşersin o vakit.

O vakit kudurur denizlerinde yüzdüğün dünyalar

Boğulmana az kalmışken tutar ellerin ve uzanır karasına matemin

Buhranlı günlerin ışığına koşarken birden bir kadın belirir.

Kursağına yapışmış su gibi gözleri hasretin oluverir.

İşte aşk,ilk aştır o annenin şefkatinden sana kalan ve çocukluğunu bir kenara bıraktıran.

Annen gibi sevebileceğin insan

Sen maskeleri kenara at ve saklan

Çünkü sularında ömrünün uçsuz denizleri

Sarpa sararken ışık ve ısı için ateş yanmaz.

Çünkü,

Senden çıkarı olmayan hiç kimse,kendini sana adamaz.

 

IV.Hayatını bir saç teline bağlamışsın,çabalamaya kalkma yoksa onu da koparacaksın.

Başlangıcında sonlarını öğrendiğin dünyanın ölüm yokuşlarını çıkarken buldun kendini.

Elinden tutan vardı da yorulduğunda

Nefes nefese kaldığında bir vakit,öğreniverdin aslında,çocukluğunun kaybolduğunu.

Ve adanmışlıklarla filizlendirdin gönlünü kaybın ayazında.

O vakit yokuşları unutup,düz yollara saptın.

Unuttun;

Dünya güzdür/cennet bahar/ilki yaşam fakat/sonu sonbahar.

Sandalyene bağlanmış,ince ipler kapının ucunda ve üstünde bıraktığın anıların arasında

Geçmişi düşünüp giresin vardır odaya.

Ardında bırakmak istersin kadınları ve ilkinden ulaşmak istersin sonuna.

İsteme,yerinden kalkarsan yanacaksın

Sen hayatını bir saç teline bağlamışsın,artık çabalama boşuna yoksa onu da koparacaksın.

 

V.Onunla,düşlerinin insanıyla arandaki her şey bu kadar kötü gittiyse,kiminle olumlu ilişkiler kurabileceksin ?

Hikayenin sonunda imzan kalsın istersin,bir tomurcuk,bir filiz.

Aşkı hatırın yapan ömrün dersin ve yarınlarda kalsın yekpare gönül

Lakin,sen geçmişin karanlık yüzünde, özlem duygusuyla intihara sürüklenirken

Kim çalar kapını ansızında kimi beklersin.

Dururken yerinde kıpırdamadan ve yoluna tonla acı yığmışken oturmak,

Abes hayallerin rıhtımında kaybolmaktansa toprak olmak yeğdir.

Ki sen yendiğin kadar yenilmedin mi ?

Doğduğundan gömülmedin mi ?

Sevdiğin kadar sevilmedin ki.

Düşün,düşü.

Kalmışken geçmişte böylesine ve yine sen yıkılmışsan öylesine

Söyle,aşkı matemine mi gömeceksin ?

Dünya bu ; yanlışı ilk nefeste,

Fakat sen,

Düşlerinin kadınını kaybettiğinde,kiminle aşkı yoktan var edeceksin ?.!

Bünyamin Gezen / Pavese'ye ithafen.