28 Şubat sabahı da, Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulunun olağanüstü toplantı haberi yavaş yavaş hareketlenmekte olan gazete ve televizyonların spor servislerinde, "Hayırdır inşallah" havasında karşılandı.

İşin ironik tarafı, bu spor servislerin çoğu da Yıldırım Demirören'in sahibi olduğu yayın organlarına bağlıydı.

Ve o Demirören birkaç saat sonra, 7 yıldır sürdürdüğü görevinden istifa etti. Ama Şenol Güneş'le milli takım teknik direktörlüğü için 4 yıllık bir anlaşmayı açıkladıktan sonra.

Şimdi filmi biraz geriye saralım. Demirören 2000'lerin başında genç bir işadamı olarak Serdar Bilgili yönetiminde Beşiktaş'ın futbol şubesi sorumlusuydu.

2004'te başkan olduğunda Demirören, dün itibarıyla başkanlığa vekalet eden, hesap uzmanı Hüsnü Güreli'nin yön verdiği "tutumlu" finansal yapıyı değiştirdi.

8 yılda bir şampiyonluk

Aralarında Guti, Simao, Carew, Quaresma olan onlarca transfer, her sene değişen hocalar derken, Demirören'in 8 yıllık başkanlığında siyah beyazlı kulüp bir kez şampiyonluk elde edebildi.

Dahası bu süreçte UEFA'nın mali disiplin altına giren kulüp, onun döneminde yaşanan bir "yanlış beyan" olayı nedeniyle de Avrupa'dan men edildi.

3 Temmuz'da Türk futbolunu derinden sarsan şike soruşturmasının içine Demirören yönetimindeki Beşiktaş da girdi. O sırada kimsenin beklemediği bir şey oldu. Federasyon Başkanı Mehmet Ali Aydınlar istediği düzenlemeleri yapamayınca istifa etti. Açıkçası hükümet tarafından Yıldırım Demirören'in işaret edileceğini kimse tahmin etmiyordu. O işaretten bugüne 7 yıldır Türk futbolunun başındaydı ünlü işadamı.

Pasolig'den, hakem atamalarına, Milli Takım'daki çalkantılardan, politik mesajlarına ve sürekli değişen yabancı kuralına kadar birçok konu onun döneminde tartışıldı, "Yıldırım Demirören yeter" sloganı bu tartışmalarla yaygınlaştı.

Geçtiğimiz ay yapılan bahis ihalesine uluslararası bir ortaklık içinde girmesi ise taraflı tarafsız destek bulan bir "çıkar çatışması" tartışmasını doğurdu.

Ne var ki Demirören, başkan olduğunda elinde varolmayan medya gücüne sahipti artık. Milliyet grubundan sonra ülke basınının amiral gemisi Hürriyet'i de almıştı.

Böyle bir ortamda bahis ihalesine girişi ve hatta kazanışı birçoklarına göre, olması gerekenden daha az yer buldu medyada.

Patronu olduğu Fanatik'in 27 yıllık yayın yönetmeni Necil Ülgen'e de bu süreçte kapıyı gösterdi. Arka planda bu ayrılığa, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç'un federasyonun istifasını isteme haberinin, Fanatik'te yayınlanmasının sebep olduğu konuşuldu.

Aynı anda TFF başkanlığı ve ülkenin bahis patronu olmasının getirdiği çıkar çatışması ise dün istifayla sonuçlandı.

Yıldırım Demirören

Şenol Güneş anlaşması ile ayrıldı

Ama istifa etmeden önce Haziran'da göreve gelecek yeni yönetime milli takım hocasını seçme özgürlüğünü bırakmadı. Herkesin bildiği bir sır olan Şenol Güneş anlaşması da dün duyuruldu. Güneş zaten Beşiktaş'ın hocasıydı ve basın toplantılarında milli takım sorularına öfkeli yanıtlar veriyordu. Soruları soran gazeteciler azarlanıyordu. Belki de Demirören, görevde kalıyor olsaydı bu açıklama daha geç yapılacaktı. Ama sonuçta yeni yönetimin eline bir seçenek bırakılmamış oldu.

İçeriden sızan bilgiler, toplantıda gergin anların yaşandığını söylüyor. UEFA'da Ceferin yönetiminde yer alan Servet Yardımcı'nın geçici başkanlığı alamaması nedeniyle kızdığı konuşuluyor. Hüsnü Güreli, hazirana kadar başkan ama ya sonra?

İsmi konuşulan çok aday var. Haziran'a kadar çıkacak olanlar da cabası. Üstelik yıllardır ikili, üçlü seçimler görmüyoruz. İşaret gelince bir kişiye gidiyor oylar. Burada ilk gün konuşulan isimlere bir bakalım:

Servet Yardımcı: UEFA'daki görevi onu öne çıkarıyor. Hükümete yakın. Fenerbahçeli ama bunu çok fazla öne çıkarmıyor.

Fikret Orman: Beşiktaş Başkanı, kulüpte yaptığı finansal atılımlarla öne çıkmıştı.

Nihat Özdemir: Hükümete yakınlığıyla bilinen Özdemir uzun yıllar Fenerbahçe'de görev yaptı. Demirören yönetiminde de önde gelen isimlerden biriydi. Son zamanlarda Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ile atışmaları dikkat çekiciydi.

Göksel Gümüşdağ: Başakşehir Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile de aile bağı var. Hele bir de kulübü Arap sermayesine satarsa bu göreve talip olabilir.

Demirören ve Erdoğan

Aziz Yıldırım: Fenerbahçe eski başkanının ismi bir anda gündeme geliverdi. Türk futbol tarihinin en tartışmalı, en sivri karakterlerinden birisi. Ne var ki bu durum birçok kulübün onun adaylığına şiddetle karşı çıkması için en önemli neden.

Haluk Ulusoy: Son federasyon seçimlerinde adaylığı tartışmalı şekilde engellenmişti. Yine kafasını gösterir mi bilinmez ama başta Fenerbahçe olmak üzere itirazlarını yüksek sesle dile getirecekler olacaktır.

Saffet Sancaklı: Futbolculuk yaşamında 3 büyüklerin de formasını giyen az sayıda isimden birisi. Sonrasında uzun yıllar futbolcu menajerliği yaptı. Politikaya atıldı. MHP'den milletvekili seçildi. Mecliste TFF ile ilgili olarak yaptığı eleştiriler neredeyse tüm partilerin milletvekillerinin alkışını aldı.

Tekrar belirmekte fayda var. Türkiye gibi her iki saatte bir gündemin değiştiği bir ülkede Haziran'a kadar aklımıza gelmeyen ve hatta futbol camiasının yabancı olduğu birileri de aday olarak karşımıza çıkarsa şaşırmamak gerekir.